

İnsanın güvenlik ihtiyacı, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde fizyolojik ihtiyaçlardan hemen sonra gelen; bireyin yaşamında düzen, öngörülebilirlik ve kontrol arayışını kapsayan temel bir gereksinimdir. Bu ihtiyaç; fiziksel sağlık, finansal istikrar, barınma, iş güvencesi ve tehlikelerden korunma gibi unsurları içerir. Dolayısıyla insan, hem kendisinin hem de çevresinin güven içinde yaşaması için çaba gösterir. Ancak bu çabanın kendisi dahi başlı başına bir risktir. Çünkü hayat özü itibarıyla risk almayı gerektirir. Aksi takdirde yaşamın farkına varamaz ve lezzetini alamayız.
Güvenlik riskinin en az olduğu yerler mezarlıklardır. Çünkü mezarlıkların sakinleri ölülerdir. Ölünün diriye vereceği hiçbir zarar yoktur. Dolayısıyla ölüden değil, diriden korkmak gerekir. Çünkü bir yerde tehlikenin olması için mutlaka hareketin olması gerekir.
Kontrolsüz hareketlerin olduğu yerlerde her zaman bir güvenlik riski vardır. En sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı yerlerde bile risk tamamen ortadan kalkmaz. Bu nedenle hayatın kendisi bir risktir dersek yanlış söylemiş olmayız.
Güvenlik riskinin artması ya da azalması, büyük ölçüde bizim ihmallerimize ve alacağımız tedbirlere bağlıdır. İhmaller azaldıkça ve tedbirler arttıkça güvenlik riskleri de en aza inecektir.
Son dönemde yaşanan üzücü hadiseler, okullarımızda ilave güvenlik tedbirlerine ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Bu konuda gerekli iyileştirmelerin yapılacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Velilerimizin de bu süreçte soğukkanlı olması ve devletimize güvenmesi önemlidir. Çocuklarını vakit kaybetmeden okula göndermeleri en doğru tercih olacaktır. Çünkü okullar, münferit olaylara rağmen çocuklar için en güvenli ortamlardır. En azından çocukların nerede bulunduğu ve kimlerle birlikte olduğu bilinmektedir.
Okula gitmeyen bir öğrenci ise ya tablet ve telefon başında vakit geçirecek ya da dışarıda kontrolsüz ortamlarda bulunacaktır. Hiçbir anne ve baba, bu durumun daha az riskli olduğunu iddia edemez. Çünkü kontrolsüz internet kullanımı ve yanlış çevre, çocuklarımız için çok daha büyük tehlikeler barındırmaktadır.
Ayrıca şu önemli ayrıntı da göz ardı edilmemelidir: Okuluna birkaç gün gitmeyen öğrencide, zamanla okuluna, derslerine, öğretmenlerine ve arkadaşlarına karşı bir soğuma başlar. Bu durum, öğrencinin okula karşı isteksizlik geliştirmesine neden olur. Bu sürecin oluşmasına fırsat verilmemelidir.
Güvensizlik duygusunun oluşumunda en önemli etkenlerden birinin maneviyat eksikliği olduğunu düşünüyorum. Maneviyatın temelinde ise Allah’a ve ahiret gününe iman yer almaktadır. Ahirette yaptıklarının karşılığını alacağına inanan bir insan, attığı her adımın sorumluluğunu taşır. Bu bilinçle hareket eder; doğru adımları atmaktan geri durmaz, yanlış adımlardan ise kaçınır. Böyle bir inanca sahip olmayan bireylerde hak ve adalet anlayışı zayıflayabilir, yanlış davranışlar karşısında içsel bir denetim mekanizması yeterince güçlü olmayabilir.
Unutulmamalıdır ki güvenli bir dünya, güvenli bir ahiret anlayışından bağımsız değildir.
Selam ve dua ile…
*
Ramazan Tahiroğlu



