fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.
























AFŞİN HABER MERKEZİ













bodrum escort

HOCALI KATLİAMI

HOCALI KATLİAMI
MEHMET GÖREN( mehmetgoren@afsinhabermerkezi.com )
23 Mart 2022 - 8:29

            -Ermeni birliklerin saldırılarında 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü katledildi.

            -Müslümanların yüzünde işkence izleri vardı; kulakları, burunları ve parmakları kesilmişti.

-Yine Hocalı dendiğinde, akla ilk gelen, diri diri yüzleri soyularak katledilen çocuklardır.

Dönemin SSCB. Başkanı Mihail Gorbaçov’un başlattığı yeniden yapılanma sürecini Dağlık Karabağ’da yaşayan Ermeniler fırsat bilerek; Dağlık Karabağ’ın Ermeni çoğunluğundaki parlamentosu, 20 Şubat 1988’de 110 üyesinin oybirliği aracılığı ile Dağlık Karabağ’ı Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile birleştirme kararı aldı. 1989 yılında Kremlin, Dağlık Karabağ’ın bu kararını geri çevirip, bölgeyi yeniden Azerbaycan SSCB’ye bağladı. Sovyetler Birliği’nin dağılmaya başladığı 1991 yılı sonunda, otorite boşluğunu fırsat bilen Ermeniler bu kez de Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ilan ettiler. Bu durum Dağlık Karabağ’da, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki silahlı çatışmaların da fitilini ateşlemiş oldu.

Dağlık Karabağ bölgesindeki Şuşa şehri 8 Mayıs 1992’de Ermeniler tarafından işgal edildi. Aynı yıl, 18 Mayıs’ta, Dağlık Karabağ ile Ermenistan’ı ayıran Laçin bölgesi işgal edildi. Ermeni saldırıları 1993’te de devam etti ve Kelbecer, Ağdam, Fuzuli, Cabrayil, Gubatlı ve Zengilan gibi Dağlık Karabağı çevreleyen bölgeler de Ermenilerin eline geçti.

Dağlık Karabağlı Ermeniler, savaş sonunda bölgenin tümünün kontrolünü ele geçirdikleri gibi komşu yedi bölgeyi (rayon) de işgal etmiş oldular. Böylelikle Dağlık Karabağ ile Azerbaycan’ın doğrudan temas noktaları oldukça sınırlandırılmaya çalışıldı. Ateşkesin imzalandığı 1994 yılından bu yana Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20’si Ermeni işgali altında bulunuyordu.

Hocalı Katliamı, 26 Şubat’ta, İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Time dergisinin de ifade ettiği gibi güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı birlikleri ile Hankendi’de konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366’ncı Rus Mekanize Alayı’nın desteğindeki Ermeni çeteleri tarafından gerçekleştirildi. Saldırıya zırhlı araç, topçular ve tanklar eşliğinde ‘Artsakh’ın sözde “Milli Bağımsızlık Ordusu”na ait birlikler katıldı.

Rus destekli Ermenistan askerleri ve çeteleri tarafından kıskaca alınan Hocalı rayonundan tek bir çıkış yolu bırakıldı. Bu koridoru kullanan insanlar karşılarında 366. Rus Motorize Alayını ve Ermeni çetelerini buldu. Vahşet işte burada yüzünü gösterdi. Rus destekli Ermenistan askerleri ve çeteleri sivil halka ateş açtı ve insanları katletti.

Öncelikle 936 km2’lik alana sahip ve 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kentine 25 Şubat günü saat 23.00’ten itibaren topçu birlikleri saldırı gerçekleştirdi. Yerleşim bölgesinde bulunan kışla ve savunma mıntıkaları hedef alındı. Akabinde Rus alayının tanklarından ve topçu birliklerinden yapılan saldırılar ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek dış dünya ile ilişkisi tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente 26 Şubat 01.00-04.00 saatleri arasında giren Rus destekli Ermeni piyade birlikleri; çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. 26 Şubat günü sabah saat 07.00 sularında ise Hocalı kentinde tam bir yıkım ve kaos vardı. Halk çıkışı için serbest koridor oluşturulmuş ancak halka bu bildirilmeden tank ve topçu atışlarıyla halk hedef alınmıştı. Serbest koridordan sadece ve sadece altmış kişinin geçtiği ifade edilmiş ve sadece bir kişi ile olaylardan sonra irtibat kurulabilmiştir.

Ermeni birliklerin saldırılarında 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü katledildi. Ayrıca, Ermenistan’ın esir aldığı yüzlerce Azerbaycanlıdan haber alınamadı. Burada öldürmekten öte tarifi imkânsız bir gaddarlık, işkence ve vahşet öne çıkıyor ki, katliamın en güçlü hatırlatıcılarından olan ve öne çıkıcı vakalarından biri, karnı açıkça deşilerek taş doldurulmuş yaşlı bir ninedir. Yine Hocalı dendiğinde, akla ilk gelen, diri diri yüzleri soyularak katledilen çocuklardır.

Hocalı Soykırımı’nda 366. Rus Mekanize Alayının rolünün özellikle vurgulanması gerekir. 1991 yılının sonbaharından beri kuşatılmış olan Hocalı rayonu etrafındaki Ermeni çetelere 366. Rus Mekanize Alayı 10 adet tank, 16 adet zırhlı araç, 9 adet zırhlı muharebe aracı ile 180 unsurla destek veriyordu. Söz konusu alay Şuşa ve Hocalı’nın, Türk köylerinin ateşe tutulmasında defalarca yer almıştır. Alaydan firar eden askerlerin ifadeleri bu gerçekleri doğruluyor ve askeri birliğin personelinin ruh hâli ve ilişkileri konusunda birtakım izlenimler edinme olanağı veriyor. 366. Rus Mekanize Alayının Hankendi kentinden alelacele çıkarılması da alayın Hocalı olaylarında yer aldığını göstermektedir.

Cemil oğlu Murat Muharremov’un anlattıkları, “Nahçıvanik köyüne yaklaştığımızda hava aydınlandı ve Ermeniler insanların çıktığını gördüler. Nahçıvanik yolu zırhlı araçlarla kapatıldı. Oradakilerin çoğu kadınlar, çocuklar ve yaşlılardı. Buna rağmen bizi dört bir yandan vahşîce kurşun yağmuruna tuttular.

Ölenlerin sayı hesabı bilinmiyordu. Facianın ardından helikopterle cesetleri almak için gittiğimizde kadınların kucaklarında bebeklerle beraber kurşunlandığı, vücut azalarından bazılarının kesildiğini gördük. Erkeklerden çoğunun yüzünde işkence izleri vardı; kulakları, burunları ve parmakları kesilmişti. Tevekkül adlı bir adamı ellerini ve ayaklarını tellerle bağlayarak yakmışlardı.

Ermenistan Yöneticilerinin ve Diğer Ermenilerin İtirafları

Ermeni gazeteci Berain Siraelyan, Fransız “Katolik-Ecclesia” dergisinde şöyle yazmıştır: “Hocalı’yı gözlerimle gördüm. Ben toprak uğruna yapılan savaşların bu tarzda yürütülmesinden yana değilim. Karın üzerinde üst üste istiflenmiş sahipsiz, kimsesiz cesetlerden korktum… Bu kan için Azerbaycan tarafının, yarınki kuşakların sessiz kalmayacaklarını düşünerek korktum… Bugün Ruslar bizim yanımızda. Ya yarın? Yarın biz yalnız kalabiliriz...”

Öte yandan, Hocalı Katliamı’nın vahşetini bizzat yaşayan, gören Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, o gün yaşananları şöyle aktarır: “Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı Kasabası’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azerbaycanlı ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu.”

Vahşetin, insanlık tarihinin muhtemelen yok denecek denli az görmüş, bir diğer boyutunu, baş uygulayıcılarından Ermeni sözde Doktor Zori Balayan daha sonra aynen şu sözlerle ifade edecekti: “Biz arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğun bağırış çığırışları çok duyulmasın diye, Haçatur, çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu.

Daha sonra bu 13 yaşındaki Türk’e onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı.

Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim.

Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915’te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik.

Bu çocukların ise, kimi ifadelere göre, kız çocukları olduğu ifade edilir.

Değerli Müslüman kardeşlerim, bin yıldan beri birlikte yaşadığımız Ermenilere (1915) niçin soykırım yapalım? Bin yıldan beri huzur içinde birlikte yaşadığımız Ermeniler İngilizlerin kışkırtması ile bizim topraklarımız da insanlarımızı camilere koyup yakmadılar mı? Osmanlı arşivlerini açalım diyoruz ama buna yanaşmıyorlar. Bizim şanlı tarihimizde katliam yoktur. Katliamcı, soykırımcı Haçlılardır.  Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “savaşta dahi kadınlara, çocuklara ve yaşlılara dokunmayın,” buyuruyor. Nokta.

Katliamda eşini kaybeden ve esaret hayatı yaşayan Valeh Hüseynov, yaşadığı işkenceyi anlattı. “Katliamdan aylar önce Hocalı’nın tam anlamıyla abluka altına alındığını, doğal gaz ve elektriğin kesildiğini dile getirerek helikopterlerle sağlanan ulaşımın ise birkaç helikopterin vurulmasının ardından durduğunu söyledi.

Ermenilerin 25 Şubat 1992’de akşam saatlerinden itibaren 10 koldan tanklarla saldırıya geçtiğini belirten Hüseynov, artık dayanamayacaklarını anladıklarını ve kasabayı terk etmeye karar verdiklerini ifade etti.

Hüseynov, soğuk ve karlı hava şartlarında bir grup Hocalılı ile Ağdam bölgesine doğru ilerlediklerini vurgulayarak nasıl esir düştüğünü şu sözlerle aktardı:

“Yaşlı, kadın ve çocukları Gargar Nehri’nden geçirdik, ormanlık alanda karanlıkta yola koyulduk. Bir müddet geçtikten sonra önümüzü kestiler ve ateşe tuttular. Çok sayıda masum insan, Ermeniler tarafından vahşice katledildi. Olaydan 5 ay önce evlendiğim eşim de kurşun yarası alarak şehit oldu. Bazıları kaçmayı başardı fakat ben eşimin cesedini orda bırakmak istemedim. Sonuçta Ermenilere esir düştüm.”

Yakalandığı ilk gün Ermenilerin kendisini acımasızca darp ettiğini, işkencenin sonraki günlerde de sürdüğünü vurgulayan Hüseynov, şöyle devam etti:

“Ben gitar çalıyordum, bunu öğrenince önce parmaklarımı kırdılar sonra tırnaklarımı çektiler. Daha sonra elimi sıcak sobaya basarak yaktılar. 27 gün cehennem hayatı yaşadım fakat ölmedim. Ağdam bölgesinin komutanlarından Allahverdi Bağırov’un yardımı sayesinde esirlikten kurtuldum. Beni 3 Ermeni esirle değiştiler. Benimle değiştirilen Ermeniler, çok iyi durumdaydı. Ben ise yara bere içerisinde, ayakta duramıyordum.”

Hüseynov, o dönemdeki aldığı maddi yaraların tam olmasa da iyileştiğini fakat manevi yaraların ancak Karabağ’ın işgalden kurtulmasıyla iyileşebileceğini kaydetti.

Allah’a şükür Karabağ alındı. Hüseynov için rahat olsun.

            Dünya Basınında Hocalı Katliamı

Hocalı soykırımıyla ilgili dünya basınında yer alan haberlerden birkaçını ise şöyle sıralayabiliriz: “Ermeniler Hocalı’ya saldırdılar. Bütün dünya tanınmaz hâle getirilmiş cesetlere tanıklık etti. Azerbaycanlılar çok sayıda insanın öldürüldüğünden haber vermekteler”. Krua l’Eveneman dergisi (Paris), 29 Şubat 1992.

“Ermeni askerleri binlerce aileyi yok etmiştir.” Sunday Times gazetesi (Londra), 1 Mart 1992.

“Ermeniler Ağdam’a doğru giden orduyu kurşun yağmuruna tutmuştur. Azerbaycanlılar 1.200 kadar ceset saymış. Lübnanlı kameraman, ülkesinin zengin Ermeni Taşnak lobisinin Karabağ’a silah ve asker gönderdiğini onaylamıştır.” Financial Times gazetesi (Londra), 9 Mart 1992.

”Birçok insan çirkin hâle getirilmiş, masum kızın sadece kafası kalmış.” Times gazetesi (Londra), 4 Mart 1992.

“Video-kamera kulakları kesilmiş çocukları gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin kafa derisi soyulmuştu.” İzvestiya gazetesi (Moskova), 4 Mart 1992.

“Ağdam’da bulunan yabancı gazeteciler Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları çıkarılmış 3 kişi görmüşlerdir.” Le Monde gazetesi (Paris), 14 Mart 1992.

“Binbaşı Leonid Kravets: Ben şahsen tepede yüz civarında ceset gördüm. Bir erkek çocuğun kafası yok idi. Her tarafta acımasızca öldürülmüş kadın, çocuk ve ihtiyar vardı.” (Moskova), 13 Mart 1992.

1991 yılında Dağlık Karabağ’ı işgal ederek topraklarına katan Ermenistan’dan 2020 yılında Azerbaycan Dağlık Karabağ’ı geri aldı. Türkiye de iki devlet tek millet düsturuyla hep yanındaydı. Karabağ savaşının bir diğer kazananının da Türkiye olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Türkiye’nin SİHA ve İHA savaş taktiği daha önce de etkinliğini kanıtlamıştı; Suriye ve Libya’da düzenli ordu düzeyindeki militer güçlere karşı etkinliği göstermişti. Fakat Karabağ savaşında Türkiye’nin Azerbaycan ordusuna verdiği eğitim ve savaş taktikleri, iki düzenli ordu arasında yaşanan savaşta da Türkiye’nin başarısını sergilemiş oldu.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN, Azerbaycan’a Karabağ için silahlar dahil her türlü desteği verdi. Uluslararası arenada her daim Azerbaycan’ın yanında olduğunu da ilan etti. İnsansız hava araçlarımızı SİHA ve İHA’ları Azerbaycanlı kardeşlerimizin emrine sundu.

Ancak, birinci Dağlık Karabağ Savaşında; Azerbaycan’ın ikinci Cumhurbaşkanı merhum Ebulfez Elçibey, Hocalı’da Ermeniler sivilleri katledip soykırım yaparken o dönem Türkiye’yi yönetenlerin kendilerine yardım etmediğini anlatmıştı. Yaralıları taşımak için helikopter istenmişti. Başbakan Süleyman DEMİREL dört helikopteri vermeyi uygun görmemişti. O dönem 4 helikopter vermeyen Türkiye’den SİHA’lar dahil her türlü desteği veren bir Türkiye konumuna gelmemiz, kat ettiğimiz mesafeyi göstermesi açısından da önemli bir gösterge oldu. Nereden nereye? Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın yürekliliği ve savunma sanayindeki devriminden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Bayraktar ailesine de teşekkürler…

CHP Milletvekili, Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve eski büyükelçi hem de Azerbaycan eski büyükelçisi Ünal ÇEVİKÖZ’ün “Türkiye Cihatçıları Azerbaycan’a gönderiyor. Silah veriyor,” demesine ne demeli? Yalandı. Türkiye devlet olarak Azerbaycan’ın yanındaydı. Bunu dünyaya ilan etmişti zaten. Ermenistan Ünal’ın söylemini dış basına “İkinci Ermeni katliamını diyor Haçlılara.” Yani batıya siz de bize yardım edin, Müslümanları durdurun, diyorlardı. Türkiye Cumhuriyetini yalan bir söylemle ne kadar zora soktuğuna şahit olduk.

Ünal’ın penceresinden dış basında çıkan çok sayıda haber, Ermenilere ve Haçlılara destek olmuştur. Ünal’ı bu söyleminin amacı anlaşıldı herhalde…

Ünal, Ermenistan’ın 30 yıldan beri Azerbaycan’ın topraklarını işgal ettiğini ve binlerce Azeri kardeşimizi katlettiğini niçin söylemiyor? İkinci Karabağ Savaşı’nda İran ve Rusya’nın Ermenistan’a silah verdiğini ve PKK’lıları İran üzerinden Ermenistan’a gönderdiğini niçin söylemiyor?

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu “Ermeni soykırımını” tanımadı mı?

Ayrıca, Mit tırlarının DEAŞ’a silah götürüyor diyenlerle,  Azerbaycan’a cihatçı gönderiyor diyen aynı zihniyet değil mi? Oysa silahlar Türkmen kardeşlerimize gidiyordu. DEAŞ’a en büyük darbeyi Türkiye vurmuştur. Binlerce DEAŞ-İŞİD teröristini güvenlik güçlerimiz etkisiz hale getirmiştir. DEAŞ-İŞİD’i de PKK-YPG gibi ABD ve batı kurmadı mı? 50 bin tır silah YPG’ye ABD ülkemize saldırtmak için vermedi mi?

MİT tırlarında da, Ermenistan’da da ülkemizi sora sokan zihniyet aynıydı.

Değerli Müslüman kardeşlerim, kâfirden dost olmaz. Onların oyunları bitmez. Onlar kan medeniyetidir.

Çocuklarımızı İslam’a göre yetiştirmek nasip eyle Allah’ım…

Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olması dileğiyle…

*

MEHMET GÖREN

*

Kaynak: Sabah Gazetesi ve Ahmet Alemdar-Defence Turk.net

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com

fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.