reklam reklam reklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklam reklam
reklam reklam reklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklam reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

” HAKKIDIR HAKKA TAPAN, MİLLETİMİN İSTİKLÂL!..”

Yayınlanma Tarihi : Google News
” HAKKIDIR HAKKA TAPAN, MİLLETİMİN İSTİKLÂL!..”
       12 Mart 1921 tarihi, İstiklâl Marşımızın T.B.M.Meclisinde kabul edildiği gündür. O tarihten bu yana, İstiklâl Marşımız saygı ile, hürmetle okunmaktadır. Dileriz ki, İstiklâl Marşımız milletçe ilelebed okunur, bizlerde  göğsümüzü gere gere aşkla, sevkle okur, marşın yazarı merhum Akif’e ait haftayı, onun ruhaniyetini yad ederek, Fatiha’lar göndererek, çeşitli etkinliklerle kutlamış oluruz.
      Kur’an şairi Âkif, aziz milletimizin yazan, konuşan, mes’elelerini dile getiren büyük bir şairdir, ediptir, edebiyatçıdır.Davası uğruna, inancı namına, İstiklâli uğruna, imanı  adına, aziz Kur’an’ı için hayatını imanına, inancına ve top yekün İslam’a adamış bir kahramandır
      724 şairin arasından seçilmiş, sırtında bir paltosu bile yokken, verilen 500 TL. Tutarındaki ödülü kabul etmemiş, Dâr’ul Mesa’iye verilmesini talep etmiştir.  Âkif merhum, milli mücadele yıllarında şehir şehir gezerek, selatin camilerin kürsülerinden esaretin, tutsaklığın, gavurun çizmesi altında yaşamanın zillet olduğunu, hür olmanın, özgürce yaşamanın Allah’ın emri ve lütfu olduğunu haykırmıştır.
     ” Akif, onun Kur’an meali, Akif’in şahsında mahkum edilen ‘ adam gibi adamlık’ , bu ülkenin kendi beynini öz elleriyle yiyen bir idrak hastası gibi en değerli evlatlarını unutulmaya mahkum etmesi…
 
     Bütün bunlar kişiyi mi ilgilendiriyor?
 
     Bu toplumun hafıza kaybına uğradığını göz önüne alınca, belki size de hak vermek gerekebilir. Ama, böyle diyenlerin yalnızca haklı olma ihtimali var. Fakat şöyle söyleyenler haklı olanların ta kendileri. Sel gider, kum kalır! İşte bu yüzden anladığımı sanıyorum şu buruk satırları. 
 
      ” Tarihin hafızası da toplumun hafızası gibi midir? Asla! Tarih unutmaz , o bütün olup bitenleri kaydeder. Geçici olan belki yerine geçer ama ondan yarına kalacak hep birşeyler vardır. Bugüne kadar böyle olmuştur, hiç şüphe yok ki bundan sonra da böyle olacaktır.” 
 
       Onun Kur’an tercümelerinin ulaştığı sadelik ve ses işçiliğine bu gün bile ulaşılamamıştır.” dersem,sanırım haksızılık etmiş olmam. Bunda sadece Türkçe ve Arapça’ya vukufiyeti değil, belki onlardan da önce ‘ şiir diline’  vakıf, ‘ şiir kulağı” olan iyi bir ‘ şair’ olmasının payı büyüktür. 
 
      İşte bu nedenle Akif’in tercümesi hepimiz için değerliydi. Fakat yakıldı. Elbette ki konuya duyarlı herkes gibi beni de çok üzmüştür bu sonuç. Fakat, tam beş yıldır Kur’an meali üzerinde tüm mesaisini harcayan ve henüz yarısını dahi tamamlamayı başaramayan bu fakir, Akif’in bu kararı almakla imanı uğruna ne muhteşem bir bedel ödemeyi göze aldığını tahmin edebilecek durumdadır. 
 
     ” Akif, ‘ Kur’an Şairi’ olma vasfını, asıl üzerinde yedi yıl emek verdiği mealinin yakılmasını vasiyet etmekle hak etmiştir. ” dersem, umarım yanlış anlaşılmam.” ( Savaş kesmeyen sözler, M.İ. Say.285-286)
      Zikredildiği gibi, bu gün ellerde dolaşan nice nice mealler  dolaşmaktadır ama, hiç birisi merhum Akif’in mealine ulaşamamıştır. Akif’in mealinin yakılmasınıı niçin vasiyet etmiş olduğu malumdur. Çünkü, öz yurdunda anlaşılamamış fikirleri, görüşleri, düşünceleri revaç bulmamıştır. Mısır ülkesine küskün olduğu için gitmiş, vefatına yakın zamana kadar sanki Mısır’da  sürgün hayatı yaşamıştır.
       ” Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,
          Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası.” 
 
      Merhum Akif, aklı kullanmayı, akıllı hareket etmeyi tavsiye etmiş, geriliği, geri kalmayı, ona buna muhtaç olmayı şiddetle reddetmiştir. Zaten, Safahat isimli meşhur eseri incelenirse, bu temaya sık sık rast geleceksinizdir. Miskince tevekkül anlayışı, yoksulluk Akif’in  en çok üzerinde durmuş olduğu bir temadır.
      Akif, Bursa’nın Yunanlılar tarafından işgal edilmesine tahammül edemez ve şu meşhur şiiri ile konuyu gündeme taşır:
     ” Eşin var, âşiyânın var, bahârın var, ki beklerdin;
        Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?
        O zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
        Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.” 
 
     Hülasa, Âkif merhumun Safahat isimli meşhur eserini enine boyuna okumalıyız. Milletçe, dersler çıkarmalıyız. Merhumun ne denlu bir Kur’an Müslümanı olduğunu idrak etmeliyiz.
      Netice olarak;
       Akif haftasında, milletçe Akifleşmeliyiz. Onun milletimize yön ve yol gösteren fikirlerinden istifade ederek, vatana, millete ve tüm insanlarımıza hizmette küsur ve ihmal etmemeliyiz.
        Akif merhum, bu aziz millet evlatlarına ” İstiklâl Marşı”  gibi bir şah eseri emanet etmiştir. İstiklâl Marşımız, Safahatta yoktur neden ve niçin? Çünkü, İstiklâl Marşımız millete emanet edilmiştir. Bu sebeple,
       İstiklâl Marşımızın 105 nci kabul ediliş yıl dönümünü içtenlikle kutlar, tüm şehidlerimize ve iman şairimiz Akif’in ruhuna Fatihalar göndeririz. Rabbimiz, Âkif’in diliyle, bu aziz millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın duasıyla.
     ” HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİZİN İSTİKLÂL”  diyor, selam ve dua ile.
*
       Şerafettin Özdemir.
reklam

YORUM YAP