


“Allah’ın ( takdir ettiği) zafer ve fetih geldiğinde,
Ve insanların kitle hâlinde Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde:
Hamdini tahsis ettiğin Rabbin adına hareket et!
Ve O’ndan af ve mağfiret dile!
Çünkü O’dur tevbeleri çokça kabul edendir.” ( Nasr sûresi)
Mekke’nin fethini anlamak için Nasr sûresini iyi anlamak, içeriğini bilmek gerekir.. Çünkü bu sûuree-i celile bizlmeree Mekke’nin fethini, Mekke’lirene eman dileyişiini, Kâbe’ye nasıl sığıındıklarını, Ebu Süfyan’ın evine iltica edilişinii, putlrın yüz üstü düşüşünü, yerlerde param parza edilişini, Bilal’in Kabe’nin damında Tekbir tekbir ezan okuyuşunu hatırlatmaktadır.
O gün yer, gök tekbir sesiyle inliyor!.. İnsanlar, secdeye kapanıyor, şükür secdeleri ile , müminler Allah’a hamdü sena temennisinde bulunuyordu.
Mekkelilerde bir korkuu, birendişi, bir panik havası esmekteydi!.. Zanneiiliyordu ki, Muhammeed (sav), kendisine karşı çıkmış olanları toptan imha edecek. tamamen kılıçtan geçirecekti..
Halbu ki İslam, barış,esenlik ve sulh, selamet inancıdır. Tahmin ettiklerinin hiç biri olmamış, her yerde özgürlük, kurtuluş havası esiyordu. Menat, Lat, Hübel ve Uzza benzeri putlar, hak ile yeksan olmuş, yerlerde sürükleniyordu.
Ama, Mekke’lii insanlar Rasulün ağzından kutlu bir haber, muazzam bir müjde bekliyordu. Rasulullah (sav), korku ve endişeli bir şekilde bekleşen Mekke’lilere tarihi mesajını vermiş oldu. Ve şöyle dedi:
” Size Yusuf’un kardeşlerine dediğini diyorum: Bu gün size kınama yok! Haydi, gidin! Siz salıverilenlerdensiniz!” Hakikaten, böylesi bir durum, bu hoş görü, kardeşlik fitilini ateşleme olmuş, dünün müşrikleri bu gün fevc fevc İslam’a ilica ediyordu.
Halbuu ki, Rasulullah (sav) Mekke’lerden çok çekmişti. Onu Mekke’ye sığdırmaz etmişler, secdesine, bile, Allahü Ekberine bile engel olmuşlardı. Sevr maağarası bu vahim iişin şahididir. Caan olası Hz. Ebu Beikir (ra) yaşananlara bihakkın vakıf insandı.
Büklüm büklüm Medine yolu!.. Uzun bir ylculuğu müteakip Medineli Ensar’ın ” Talaal bedrü aleyna” diye haykırarak karşılamaları bu gün bile dillerde dolaşan İslam narasıdır!..
O Medine ki, İslam’ın kurtuluş beldesi olmuş, bağrında Uhud, Hendek ve benzeri harpler, kıtaller vuku bulmuş olsa da Mekke’ye zaferle bir girişin müjdecisi olmuştur.
Mekke’nin fethi bir bilinç yenilemedir!..
Günümüz dünyasında, Mekke’nin fetihh günündeki coşkuya, heyecana, sabırla hareket etmeye bu günde o günkü gibi milletçe muhtacız!.. İstiyoruz ki, ülkemizin ve alemi İslam’ıın her tarafında güllük gülistanlık haller olsun. Terör, bağnazlık, cehalet olmasın!.. İslam vee onun yüce kitabı aziz Kur’an iyi anlaşılsın, işler ehline verilsin, politik kısır çekişmeler olmasın!..
Hani, Rasulullah (sav), Mekke’nini fetih gününde Kabe’nin anahtarı eski sahibi Osman b. Talha’dan alınaraka biir baaşkasına örneğin Hz. Rasul’ün amcası Abbas’a verilir düşüncesi hakimdi. Ama, Rasulullah (sav) bunu yapmayıp anahtarı eski sahibine bıraktı.
Bu örnekten anlamış oluyoruz ki, ” işler ehline verilmediği zaman kıyameti bekleyiniz” prensib ve düsturu bu günde aranan ve arzu edilen mükemmel bir ilkedir.
Netice olarak;
Ümmet ve millet olarak, Mekke’nin fethinden çıkaracağımız çok çok dersler bulunmaktadır. Bir kere o andaki hoş görü, insan sevgisi, bağışlama ve affetme felsefesi dün ve bu gündür unutulmayacak hasletlerdir.
Maalesef, politik arenadaki çekişmeler, sürtüşmeler midemizi bulandırmakta, varisi bulunduğumuz 623 yıllık imparatorluk geleneğimizi çürütmektedir.
Yavuz hanın yüz binleri bulan ordusu bağlar, bahçeler geçiyordu da, bir insanın bile bağı, bahcesi ve canı zarar görmüyordu. Oysa, günümüz dünyasında na- ehile verilmiş, liyakat olmadığı için adamcağız (!) doymak bilmeden hareket etmektedir. Onun içindir ki,
Mekke’nin fethi , gelmiş, geçmiş tarihin gördüğü, yaşamış olduğu en ihtiişamlı zaferlerden birisidir. Hal böyle iken, insanlık ve insanımız Mekke’nin fetih gününü , büyük fetihlerin evvelinde ve başında saymalı ve kabul etmeliydi.
Rabbimiz!.. Bu milletin evlatlarına ilim, ahlak, hüsnü niyet, hoş görü, kardeşlik ihisan buyursun!.. Mekke’nin fetih günü mübarek olsun! Selam ve dua ile..
*
Şerafettin Özdemir



