AFŞİN HABER MERKEZİ








SÖZLERİ UĞRUNA DERİSİ YÜZÜLEN BİR ŞAİR ‘NESİMİ’ VE KAHRAMANMARAŞ

SÖZLERİ UĞRUNA DERİSİ YÜZÜLEN BİR ŞAİR ‘NESİMİ’ VE KAHRAMANMARAŞ

AHMET MURAT ÇOLAK
AHMET MURAT ÇOLAK( ahmetmurat@afsinhabermerkezi.com )
1.262 views
19 Mart 2021 - 6:38

Şairler şehri olan Kahramanmaraş aynı zamanda birçok sırrı da sinesinde barındırıyor. Belki bir çoğunuzun ilk kez duyacağı bir konuyu gündeme getirmek istedim.

UNESCO Edebiyat Şehri olmayı çoktan hak eden Kahramanmaraş bu konuda çalışmalarını sürdürüyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin Özellikle Hayrettin Güngör’ün bu konudaki çalışmalarının yoğunlaştığını takip etmekteyiz.

İnşallah yakın zamanda Kahramanmaraş UNESCO Edebiyat Şehri sıfatını tescilletecektir.

Fakat 7 güzel adamdan, Mahsuni’lerden, Karakoç’lardan, Kısakürek’lerden bahsederiz de sinemizde yatan, sözlerinin bedelini can vererek ödeyen Seyyid Nesimi’yi pek bilmeyiz.

Seyyid Nesimi Azerbaycanlı şairlerin en meşhurlarındandır. Azerbaycan Türkçesinin yıldızlarındandır. Hatta tüm Türk edebiyatını derinden etkilemiştir.

Çağatay sahasında Ali Şir Nevai, Nesimi’yi övmüştür. Kanuni Sultan Süleyman O’nun şiirlerine cevap veren şiirler kaleme almıştır.

Azerbaycan’da Azerbaycan Türkçesi ile uğraşan en yüksek akademik kurum olan dilcilik enstitüsüne Nesimi’nin ismi verilmiştir; ‘Azərbaycan Nəsimi Dilçilik İnstitutu’. Nesimî Dilcilik Enstitüsü, Türkiye’de kurulu bulunan TDK karşılığı bir işlev yürütmektedir. Bakü’nün merkezi meydanlarının birinde de Nesimî heykeli ve “Nesimî” metro istasyonu bulunmaktadır.

Murat Bardakçı Nesimi Hakkında;

Nesimi, o zamanlarda bir garip bakılan ve ‘‘dinden çıkma’’ kabul edilen ‘‘Hurufî’’ inançlarına bağlıydı… kâinatın ve insanın esasının ruh değil madde olduğunu, herşeyin temelinde ‘‘ses’’in bulunduğunu ve ölünün dirilmeyeceğini, ahıretin olmadığını söylüyordu. Aynı görüşler şiirlerine de aksetmişti. Derken hakkında fetva verildi ve Halep’te 1417’de diri diri derisi yüzüldü.

O sırada bile şiir söylemekten geri durmadı: ‘‘Sırr-ı selhinden Nesîmî’ye suâl ettim dedi / Reh-neverd-i Kâbe-i ışkız budur ihrâmımız’’ yani ‘‘Nesîmî’ye derisinin yüzülmesindeki sırrı sordum; cevabı aşk kâbesinin yolcularıyız, kâbeyi tavaf ederken ihram niyetine derimizi giyeriz oldu’’ dedi ve bu mısralar Türk Edebiyatı’nın en muhteşem ifadelerinden biri olarak kaldı… Demiştir.

Peki Nesimi ile Kahramanmaraş’ın ilgisi nedir?

Nesimi görüşleriyle yaşadığı çağı sarsmış hatta Mısırdaki Memlüklüler ile Dulkadiroğlu Beyliği arasında gerilime sebep olmuştur.

Nesiminin fikirlerinden halkın yanı sıra Dulkadiroğlu Beyleri Şehsüvaroğlu Ali Bey ile kardeşleri Nâsırüddin ve Karayülük Osman gibi devlet adamları da etkilenmiştir.

Nesimî şairlik gücünü fikirlerini yaymak için kullanmıştır. “Tanrı’nın insan yüzünde tecelli etmesi” ve “vücudun bütün organlarını harflerle izah” gibi fikirleri dönemin dini yetkililerince tepkiyle karşılanmıştır.

Bir süre sonra Memlüklülere bağlı olan Halep uleması, Nesimi’nin görüşlerinin İslam’a aykırı olduğunu ileri sürerek öldürülmesi için fetva vermiştir. Mısır’ın Çerkes kölemen hükümdarı Muavyed Şeyh’in onayını alan saltanat naibi Emir Yeşbek tarafından boynu vurulup derisi yüzülmek suretiyle 1417 yılında öldürülmüştür.

Cesedi Halep’te 7 gün teşhir edilmiş, sonrasında vücudu parçalanarak birer parçası inançlarını bozduğu düşünülen Şehsüvaroğlu Ali Bey ile kardeşleri Nâsırüddin ve Kara Yülük Osman Bey’e gönderilmiştir.

Sonuç itibarıyla Nesimi’nin dünyanın birçok yerinde temsili kabirleri bulunsa asıl istirahatgahı Kahramanmaraş’tır. Denebilir.

Bir şair düşünün ki sözlerinin bedeli derisinin yüzülmesi olsun. Onu destekleyen tek devlet ise Şairler diyarı olarak bilinen Kahramanmaraş’ın başkent olduğu Dulkadiroğlu Beyliği olsun. Bu duruma pek de şaşılmaz çünkü Kahramanmaraş’ta iki kapıdan birinden şair çıkar. Şairlik Kahramanmaraşlının mizacının bir parçası haline gelmiştir. Denebilir.

*

Nesimi’nin Sığmazam şiiri;

Esas Metin:

Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam

Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam

Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim

Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam

Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş

Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam

Sûrete bak vü ma’nîyi sûret içinde tanı kim

Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam

Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât

Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam

Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş

Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam

Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün

Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam

Gerçi muhît-i a’zâmım adım âdem durur âdemim

Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam

Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim

Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam

Encüm ile felek benim vahy ile melek benim

Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam

Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim

Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam

Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile

Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam

Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim

Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam

Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim

Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam

Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim

Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam

Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim

Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam

Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim

Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam

Günümüz Türkçesi;

Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam

Yersiz, yurtsuz cevher benim, hiçbir mekana sığmazam

Hem sedefim hem inciyim, Sırat’tan da geçiciyim

Bunca atlas kumaş ile ben bu dükkana sığmazam

Gizli hazine benim işte, göz önünde olan da ben

Maddenin cevheri benim, dağa, ummana sığmazam

Can ile cihan benim, dünya ile zaman menem

Ama ne dünyaya, ne zamana sığmazam

Yıldızlara felek benim, vahiy ile melek benim

Çek dilini dilsiz kesil, ben bu lisana sığmazam

Zerre benim güneş benim; çar penc û şeş sırlar benim

Her şey açık ve meydanda, ben bu meydana sığmazam

Ateşteki ağaç benim, dönüp duran şu taş benim

Bak şu ateş yalımına, ben bu yanana sığmazam

Şeker benim, bal da benim. Güneş benim ay da benim

Herkese can bağışlarım, ama ben cana sığmazam

Gerçi bugün Nesimi’yim, Haşimi’yim Kureyşî’yim

Bundan uludur ayetim; ayete şana sığmazam

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com