fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.


























AFŞİN HABER MERKEZİ















bodrum escort

RAMAZAN GECELERİNİ NASIL DEĞERLENDİREBİLİRİZ?

RAMAZAN GECELERİNİ NASIL DEĞERLENDİREBİLİRİZ?
Şerafettin ÖZDEMİR( kursadalperen@live.nl )
29 views
06 Nisan 2022 - 7:47

     ” De ki: ” Eğer Allah’ı seviyorsanız beni izleyin ki Allah da sizi sevsin; ve günahlarınızı bağışlasın! Zira Allah çok bağışlayandır, eşsiz merhamet kaynağıdır.” ( Al-i imran sûresi, âyet 31)

     Malum olduğu üzere, milletçe yediden ahir ömrümüze kadar biliyoruz ki, Ramazan ayının diğer bir ifade ile Ramazan mektebinin içersinde bulunuyoruz. Rabbimiz!.. İçinde bulunduğumuz mübarek zaman dilimini hayırlara vesile eylesin, orucumuzu kabul, hayır ve infaklarımızı zayi eylemesin!..

      Yukarıda zikredilen ayeti kerime mealinden şunları öğrenmemiz gerekmektedir: Bilindiği üzere, muhabbet ve sevgi mahlukat ağacının tohumudur. Dolayısıyla,

     Eğer Allah’ı seviyorsanız, bu sevmenin bedeli Rasulullah (sav)’i izlemektir. Allah’ı sevenden Allah’ı izlemesi istenmemiştir. Zira yerde yürüyenler iz bırakır ve iz bırakanlar izlenirler. Bu sebeple, peygamberler insanlardan seçilmiştir.

     Yazımız başlığından da anlaşılacağı üzere, ” Ramazan gecelerini ve günlerini nasıl ihya edebiliriz?” sorusu milletçe üzerinde durulması, değerlendirilmesi, ona göre yaşanması istenen bir sorudur.

     Kameri aylardan biri olan ramazan ayı Müslümanlarca kutsal sayılan bir mübarek aydır. Çünkü, tüm insanlığa hidayet ve kurtuluş rehberi olan aziz Kur’an bu ayda nazil olmaya başlanmış, tutmuş olduğumuz oruç bu ayda farz kılınmıştır.

     Vahyin ilk zamanlarından beri her geceyi namaz ibadetiyle geçiren Rasulullah (sav), hicretin ikinci yılında orucun farz kılınmasının ardından ramazan gecelerinde kıldığı namazları neredeyse gece boyu sürecek kadar uzun tutmuş, sahabe-i kiramı da ramazan gecelerini bu şekilde ihya etmeye teşvik etmiştir.

     Daha sonra ” teravih” adıyla kılınacak ve bilinen olan bu ibadete, başta Rasulullah (sav)’in ashabı olmak üzere ümmeti Muhammed büyük bir teveccüh göstermiştir.

     Hamdü sena olsun ki, millet olarak, ümmet olarak  mübarek bir ayın içerisindeyiz. Gecelerde dirilmiş, kıyama kalkmış olarak, teravih namazları ile, teheccüd kıyamı ile, sahurun bereketi ile Allah’a el açmış, sabahın seherlerinde Kur’an ile kalplerimiz buluşmuş, İslam yolunda yürümeye sa’yü gayret ediyoruz.

      Nefisleri tezkiye edilmiş, şeytanlar bağlanmış her türlü kötülük içerikli küfür, gıybet, nemime, tecessüs, her türlü din dışı ğayri ahlakilike “dur!” denilmiş, cennete pervaz ediyoruz, meleklerle yarış halindeyiz sanki!..

      Camilerimizde, evlerimizde okunan gürül gürül hatim merasimleri, dualar, niyazlar, tesbihatlar, Kur’an’ı okuma, anlama ve emirlerini yaşama hızımızın önünde duracak, böylesi bir kutlu proğramı sekteye uğratacak hiç bir güç bulunmamaktadır.  Şu ayeti celilede emri ferman buyurulduğu gibi:

      ” Doğrusu Allah Rasulü sizler için, Allah’a ve âhiret gününü umut besleyen ve Allah’ı sürekli hatırda tutan herkes için güzel bir örnek teşkil eder.” ( Ahzab sûresi, âyet 21)

     Zikredilen bu ayeti kerime de, zikredildiği üzere, Teessi ( usve ), taklit ve teşebbüh değil, birinin yaptığını onun maksadını gözeterek yapmaktır. Usve ilan edilen ” model” kılınmıştır. Sadece üretilebilir olanlar model gösterilebilir.

      Peygamberler örnek alınsın diye insanlar arasından seçilmişlerdir: Onlar yerde yürürler, iz bırakırlar ve izlenirler. Bu ayetin nüzul ortamıyla ilişkisi açık: Rasulullah (sav), en kritik insani durumlarda bile duruşunu bozmuyordu. Âlemlere rahmet olmak, bütün bir insanlığa model olmak demekti. Bu ise, iyilik artsın diye varlığını sadaka vermekti.

     ” İşte böylece sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Rasul de size örnek ve model olsun. Elçi’ye uyanların arasından topukları üzerinde geri dönenleri seçip ayırmak için, senin daha önce yöneldiğin yönü kıble olarak tayin ettik. Hiç şüphesiz bu olay, Allah’ın yol gösterdikleri hariç, herkes için çok zor bir sınavdı; Allah sizi imanda ısrarınızı kesinlikle zayi etmeyecektir. Elbette Allah insanlara karşı sınırsız bir şefkat, sonsuz bir merhamet  sahibidir.” ( Bakara sûresi, âyet 143)

    Ayeti kerimeden anladığımıza göre, girmiş ve yaşamakta olduğumuz mübarek Ramazan  ayı, ümmete ve milletimize bir ömür kadar bereketli yapmanın telaşı içersinde olmalıyız.

     Mübarek Ramazan ayı, milletimizi dağılmışlıktan kurtarmalı, başta kendimizi zinde yapmalı, ailemizi, konu komşumuzu derleyip toparlamalıdır. Aklımızı, düşüncemizi, duygularımızı , hislerimizi hatta ruh ve bedenimizi toplamayı öğretmelidir.

     Mübarek Ramazan günleri; bize unuttuklarımızı hatırlatmalıdır. Geçmişlerimizi, atalarımızı, annelerimizi, babalarımızı ve tüm geçmişlerimizi hatırlatmalıdır. Onların ruhları için dua, Fatiha ve güzel dileklerimizle onları hatırlatsın, unutturmasın!..

      Ramazan ayının; en çok bizlere hatırlattığı da kendimizdir. Ne derece İslam’ı yaşadığımız, Kur’an’a hizmet etmiş olduğumuzu hatırlatmalıdır. Çünkü, bizler, mü’minler olarak dünyaya yemek, içmek, eğlenmek ve zevkü sefa sürmek için gelmedik. Allah adının anılması, emirlerini yaşanması, Allah’a isyanın olmaması için gelmişizdir.

      Oruç ayı Ramazan bizlere kaybettiğimiz değerlerimizi buldurmak için yaşanmalıdır. Boşa geçen zamanları, heder edilen ömürleri, kahvelerde zaman öldürmeyi, sigara içmeyi, kağıt-iskambil oynamanın ne menem şey olduğunu hatırlatmalı ve buldurmalıdır. Dolayısıyla,

      Ümmet olarak, millet olarak bizler orucu tutmuyor, orucun bizi tuttuğunu biliyor, her türlü eğri-büğrü yollara sapmanın günahı kebairin, yanlış olduğunu bildirmektedir.

      Ramazan gecelerini nasıl değerlendiririz sorusuna gelince:

     ” Hazreti Aişe (ra)’nın rivayetine göre: ” Rasulullah (sav) gece dört rekât kılar soınra dinlenirdi. Ardından uzun uzun namaz kılardı. Sonunda ona acıdım ve ‘ Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah! Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladı ya!” dedim, bana ‘ BEN ŞÜKREDEN BİR KUL OLMAYAYIM MI’ buyurdu” rivayetinde dinlenme ifadesi kullanıılmışsa da teravih adının, Hz. Ömer (ra), döneminde teravih namazı olarak anılır olmuştur.

     Bir diğer günümüzde nerdeyse unutulan bir ibadet türü daha bulunmaktadır ki, Hicretin ikinci yılında orucun farz kılınmasından sonra, Rasulullah (sav); ramazan ayında itikafa girmeye başlamış, ilk zamanlarda ramazanın ilk on gününde, soınra ortadaki on gününde, daha sonraki yıllarda ise son on gününde itikâfta bulunmaya devam etmiş, bu uygulamayı vefat edene kadar sürdürmüştür.

     Ümit ederiz ki, günümüz Müslümanları bu sünneti yaşamaya, ihya etmeye başlayıp, yaşatırlar.. Çünkü, itikâf ibadeti, bir dinlenme, zaman öldürme, uyuklama olmayıp, Kur’an’la, hamd ile, zikir ve tesbihat ile on günü değerlendirmedir.

    Diğer bir üzerinde durulmayan, vaazlarda, minberlerde gündemi meşgul etmeyen ibadet türü vardır ki, o da Teheccüd ibadetidir.  Teheccüd namazı; gecenin son üçte birlik diliminde kılınmasının daha efdal ve faziletli olduğunu belirten hadisler sahih hadislerdir.

     Netice ve sonuç olarak;

     Mübarek Ramazan ayının diğer bir önemli gecesi bulunmaktadır ki, o gece KADİR GECESİDİR!.. Bu gece, Kur’an’ın nazil olmaya başladığı gecedir. Bu geceyi, sanki Kur’an yeni nazil oluyor gibi değerlendirmeli ve yaşamalıyız.

     Hazreti Ömer (ra) döneminde cemaat kadın ve erkek olarak ikiye ayrılıyor, erkeklere imam olarak Übey b. Kâ’b’ı,  kadın cemaat için  ise  Hasme ile Temîm ed-Dârî’yi görevlendirmiştir. Vitir namazını ise, Hz. Ömer’in kıldırdığı rivayet edilmektedir.

     Bilhassa, Müsülüman milletimiz tarafından, Ramazan gecelerine, teravihe, tesbihata, hatim okumalara, kadir gecesine daha yakinen önem verilmekte, bin yıldan bu yana aksamadan, taviz verilmeden bu muhteşem zaman dilimleri aşkla, şevkle kutlanmaktadır.

     Bundan sonraki, millet hayatımızda da, özenle, ilgiyle, aşkla devam edilecek, hatta, Müftülüklerin yapacakları proğram gereğince Arapça Kur’an hatimlerinin yanı sıra, aynı hatimlerin de Türkçe lisanı ile hizmette yeni bir çığır açılacaktır.

      Nasıl ki, hanımların cuma namazlarına mutlak surette katılmaları istenmez iken, bazı İl’lerde hanımların cuma namazlarına katılmaları, cuma namazlarını rahat bir şekilde kılabilmeleri için pilot camiler ihdas edilmektedir. Bu sebeplede, Başkanlığı kutlamamak mümkün değildir,

     Sözlerimi sonlandırmadan önce, Ramazan gecelerinin içinin  Kur’an’la, anlamı ile, zikirle, tesbihatla, teravihle, gece kıyamı olan teheccüdle doldurulmasın canü gönülden iştiyakla arzsu etmekteyim. Ve konumuzu, müthiş bir hadisi şerifle bitirmek istiyorum:

     Abdurrahman bin Avf, Ebû Seleme’den şu hadisi zikretmektedir:  ” Şüphesiz Allaah ramazan orucunu farz kıldı, ben de ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ramazanı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu günkü gibi günahlarından temizlenmiş olur,”  ( İbn Mâce)

     Rabbimiz!.. Leyl-i kıyamlarımızı, Hak rızası için dökülen göz  yaşlarımızı zayi eylemesin! Zekatlarımızı, fıtralarımızı, okunan, anlaşılan ve emirlerinin yaşandığı aziz Kur’an’ı makbul eylesin!.. Selam ve dua ile…

*

     Şerafettin Özdemir

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com

fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.