

Malumdur ki, 8 Mart 2026 tarihi kadınlar günüdür.. Her yıl 8 Mart günlerinde kadın haklarına yoğunlaşır, mangalda kül bırakmayız. Batıda zaten kadının yaşamı, oturması ,kalkması, eğlenmesi, evlenmesi herkesçe malumdur. İstediği her yerde gezer, tozar, eğlenir, keyif sürer, açık gezer, çıplak ve üryan dolaşır hiç kimseler bu hususta laf ederek eleştiremez..
Benim asıl üzerinde duracağım mes’ele Müslüman hanımların yaşamıdır. Müslüman hanım, hali hazır, İslam’ın emrettiği ortamı yakalayamamış, ne oralık, ne buralık olamamıştır. Batıyı taklit etmiş olsa, yarı yolda kalmakta, Müslümanca yaşamış olsa, geleneğin çizmiş olduğu sınırları geçmemektedir.
Bir kere, 21 nci asrın hanımları, yüce Allah’ın kendilerine lütfetmiş olduğu tabii haklarını bilmemekte, bir erkek ile iki kadının şahitliiği denk getirilmektedir,,
Miras haklarından mahrum, toplumda söz sahibi değildir. Erkeğin emir kulu, itaatçısı ve el pençe divan duranıdır. Yazamaz, çizemez, serbest konuşamaz, pısıl pısıl erkeğin arkasından yürümeye mahkumdur.
Dobra dobra konuşamaz, konuşursa günahkârdır.. Yazarlık yapamaz, çünkü söz hakkı yoktur. Bazan, bir erkeğin dört evlenmesine rıza gösterir, ” benim kaderim budur” diyerek bu fiili İslam’dan zanneder!..
Cuma namazlarına gidemez, camide saflar halinde ibadet edemez. Çünkü, yanlış anlaşılan husus, cuma namazlaı sadece erkeklere farzdır inancıdır.
Cenaze namazlarına katılması memnudur. Çünkü, bir kadının yakını bile olsa, cenazede ne işi olabilir ki? Aziz peygamberin, hanımların bayram namazlarına emrettiği bir ibadet, erkekler tarafından mani olunup, mescide gelmeleri günah kabul edilir.. Şu ayeti kerimeye dikkat çekmek istiyorum:
” Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Ve açık bir biçimde fuhuş işlemedikçe, verdiğiniz bir şeyi onlardan geri almak için onlara baskı yapmayın! Ve onlarla güzel bir şekilde geçinin; zira onlar size itici gelse bile, hoşlanmadığınız bir şeyde Allah bir çok hayır dilemiş olabilir. ” ( Nisâ sûresi, âyet 19)
Maalesef, alemi İslam, kadınların boşanma haklarını bile anlamamış, bu husustaki aziz Kur’an’daki emirler göz ardı edilerek, gelenekçi adetler ön görülmektedir. Kadıncağız, kocasının ” boş ol” sözü üzerine pılını pırtısını eline alarak evinden kovulmaktadır. Halbu ki, İslam, böyle bir boşamayı, boşanmayı reddetmektedir. Şu alıntı yazımı dikkatinize sunmak istiyorum:
” Modern kadını evden çıkartıp, evini yıktılar. Kadını ikna etmek için, evini ona ” Bu senin zindanın” diye tanıttılar. Bu şeytani telkine aldanan modern kadın evi terk etti.
Modern kadına ev yerine önerdikleri şey ne? Sokak, cadde, süpermarket, kulüp, dernek , fabrika, daire, dükkan, ofis ,vesaire vesaire… Ama bunların hiç biri evin yerine geçmedi. Kadın eve düşman dışarıya hayran edildi.
Fakat dışarı onu koruyamadı. Koruyamazdı da..Onu dışarı çağıranlar zaten korumasız kalsın , savunmasız kalsın diyee çağırmıştı. Onu dışarı çağıranlar, onu metalaştırmaya caan atanlardı.
Kadın onlar için süslendi , boyandı, pudralandı. Onlar için harvadı parasını, zamanını, hayatını.. Onlar, içerden çıkarıp dışarının malı ettikleri her kadını yağlı ve bağımlı bir müşteri olarak alkışladılar. Nitekim öyleydi de. Kadın artık kazanmak için kazanıyordu.
Önce anneliğini unuttu. Zira kendine yabancılaştı. Zaten dışarlıklı bir hayatın yoğunluğunu hiç bir kadın annelikle birlikte kaldıramazdı. O nazenin omuzlara bu ağır gelirdi. Öyle de oldu.
Yıktıkları evin yerine pansiyonu koydular. Yıktılar dedimse, damını duvarını yıktıklarını kastetmedim elbet. Bu mecazen bir yıkımdı. Evin misyonunu yıktılar, tıpkı kadının kadınlık misyonunu yıktıkları gibi..” ( Kelimeler, M. İ. Say.145)
Netice olarak;
8 Mart kadınlar gününü kutlamam için arzu ettiğimiz düşüncelerin, fiillerin, kafa yapısının, düşünce mekanizmasının İslamca olması, Kur’an’a uygun olması lazımdır.
Yoksa, batılının kutladığı bir günü ben nasıl ve ne ölçüleeriiçersiinde kutlayabilirim? İslam ülkeleri desem, Kur’an’a göre bir anlayış mevzu bahis değildir.
İslam ülkelerinin kadına bakış açıları tamamen Kur’anî olmalıdır. Yoksa, bir kısım tarikatçı şeyhlerin hurafelerini İslam kabul edersek, işte o vakit yolda kaldığımız, boşuna yorulduğumuz gün ve zaman olacaktır.
İnanın ki, Face boka , telefonlara iğrenç mürid görüşlerinden, şeyhlerin Kur’an’sız hikayelerinden ötürü bakamaz olduk. Bu şartlar altında, 8 Mart kadınlar gününü kutlayamıyorum. Ne zaman kutlarım?
Her şey Kur’anî ölçüler içersinde kutlanırsa, İslam kadınları kimliklerine sahip çıkmış olursa, İşte, o zaman 8 Mart kadınlar gününü kutlamış oluruz… Selam ve dua ile..
*
Şerafettin Özdemir



