fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.



























AFŞİN HABER MERKEZİ













bodrum escort

TECRÜBE İLE SABİT-34-

TECRÜBE İLE SABİT-34-
MEHMET GÖZÜKARA( mehmetgozukara@afsinhabermerkezi.com )
27 Ocak 2022 - 7:24

Kimi erken geldi, kimi geç kaldı!

Nam u nişaneden sanma taç kaldı

Ozan, âşık, şair varlıklı olmaz

Kimi oruç tuttu kimi aç kaldı

Ev sahipliğini coğrafi olarak kapalı bir havzanın yaptığı Elbistan, ihtiyaç duyduğu imkânları kendi içinde barındırmakta olup hububatıyla, şair-yazarıyla, edip-hatibiyle, kadı-müftüsüyle birçok ili kıskandıracak bir birikim ve geçmişe sahiptir.

Dört tarafı dağlarla çevrili olan Elbistan, aynı zamanda devletine bağlı, milletini seven ve kaderine razı bir masumiyeti de içinde barındırır.

Bu barınma, dışa kapalı, Allah’a açık gönüllerin yaşadığının göstergesi olduğu kadar, derdi olanın derman için elini açarak ‘her halinden haberdar olan’a arz edişin ete-kemiğe bürünmüş halidir de…

Kendi kendine terennüm edilen şikayetler, en mahrem sırları ima etmenin yanı-sıra, kelimelerin kelam-ı kibara dönüştüğü ve aşkın dile geldiği yürek coşkusu bir şiir olarak karşımıza çıkar. İşte, ‘Üç kapıdan ikisinden şair çıkar’ sözünün hayat bulduğu bu topraklar, söz ipliğine mana incileri dizen, her bir harfi haddeli söz ustalarının yurdudur.

Geçmişteki söz ustalarının şiirlerini yayımladığımız ‘Tecrübe ile Sabit’ serimizin 33 sayılı bir önceki bölümünün sonunda ‘Yazısı bize ulaşan ve sözü kulağımızda kalan o dönem şairlerinin şiirlerinden örnekler vermeye devam edeceğiz’ demiştim.

Elbistanın Sesi gazetesinin 1961 tarihli nüshalarında, okuyucusunu bekleyen onlarca şairin yer aldığını gördüm. Ne de çok şair boy-göstermişti o dönemde… Tarsus’tan Adana’ya, Aşudu’dan Darende’ye, Balıkesir’den Ankara’ya kadar pek çok şair şiirlerle mektuplaşmışlardı. İmkanlar elverdiğince, birbirlerinden haberli yaşamışlardı anlayacağınız.

Bu yazımda, sizlere verdiğim sözde durarak, arşivimdeki gazetelerin ilk senesinde yer alan bazı şairlerin şiirlerinden örnekler sunmakla yetineceğim. Çünkü, tamamını sunmak başlıbaşına bir araştırma konusudur. Burada, şair bir kardeşiniz olarak, tadımlık bir servis yapacağım. Önce şairlerin isimlerini yazarak başlayalım:

Şair Kazım Özcan, Şair Ulvi Eren, Şair Mustafa Ârif Arık, Şair Şevket Bulut, Şair Mehmet Çakırtaş / Ankara, Şair Cemal Bayraktaroğlu, Şair Adil Soydan, Şair Ahmet Çıtak, Muhittin Doğan, Şair Durdu Güneri, Ziraat Teknisyeni, Şair Ziya Elgin, Ali Gürbüz, Ali Gözükara, Kâzım Yüksel, Hacı Turgut / Balıkesir, Hulûsi Gerçek, Hacı Hasan Uğur, Hüseyin Göçer, Selahattin Çoban, Selahattin Kılıç,  Kamil Bozkurt, Bahri Kaya, Çetin Karakoç

Böyle devam eden liste uzayıp gidiyor.

Bu vesile ile, şairlerin şiirlerinden örnekler vererek tarihe de not düşmüş olalım. Sıralamada, 3 Ağustos 1961 tarihli gazeteden başlayarak, hangi şairin ilk şiirine rastladımsa kaydederek not aldım.

*

Ayrılık

Sıladan ayrıldım yüzlerin gülmez

Her zaman peşimde gezer ayrılık

Postayı gözlerim mektubun gelmez

Perişan gönlümü üzer ayrılık

Çok gurbetlik çektim dişim döküldü

Kocalttı bu gurbet belim büküldü

Ayrılık çekmekten ömrüm söküldü

Özcan senden artık bezer ayrılık

Şair Kazım Özcan

1 Ağustos 1961

*

Şikâyetname

Bir taka cip ile dün sabah erken

İçme’yi gezmeye vardım Karakoç

Yirmi beş kuruşa bir lokum yerken

Kahvelerde seni sordum Karakoç

Daha başka şeyler sormak istersen

Dinlerim nasihat vermek istersen

Eğer ki Ulvi’yi görmek istersen

Elbistan’dır ana yurdum Karakoç

Şair Ulvi Eren

3 Ağustos 1961

**

Görmedim

Epey güzel gördüm doğdum doğalı

Daha böyle sürüsünü görmedim

Yirmi kadar saydım gözüm kamaştı

Aklım gitti, gerisini görmedim

Doğruyu söylerim yalan yok bende

Gül’ün en yaşını gördüm sinende

İnkar etmem senin hakkın çok bende

Elden bunun yarısını görmedim

Şair Mustafa Ârif Arık

3 Ağustos 1961

*

Bambaşka

Yanına yaklaştım sordum adını

Dudak başka söyler dil başka söyler.

Sevdiğim aşkınla tutuştu gönlüm

Ateş başka söyler, kül başka söyler.

Bekleyen murada er-geç erermiş

Tanrı kullarına kalbince vermiş

Rüyamda sevdiğim gerdeğe girmiş

Duvak başka söyler, tül başka söyler.

Şair Şevket Bulut

5 Ağustos 1961

*

Beter ol

Bana gam kasavet veren sevdiğim

Yaprağı dökülen gül’den beter ol

Derdi bana reva gören sevdiğim

Sazlarda inleyen telden beter ol.

Kanlı gözlerimi kapladı buğu

Ateşim sönmedi bulamadım su

Tanrıdan dileğim kara gözlüm bu

Aşkınla tutuşan kuldan beter ol

18 Ağustos 1961

Şair Mehmet Çakırtaş / Ankara

*

Kalemim

Her dert sende, her sır sende saklıdır

Ağzı kitli, dilsiz, sağır kalemim

Sanki bu iş onun için köklüdür

Yazar gider ağır ağır kalemim

Hatıradır bu yazılar ölürsem

Yeterdir bu kıymetin bilirsem

Eğer bir gün yapayalnız kalırsam

Defterine beni çağır kalemim

Şair Cemal Bayraktaroğlu

18 Ağustos 1961

*

Ağlamak kârımdır benim

Derbeder yolcuyum peşime düşmen

Hayat potasında kavrulup pişmen

Dertliyim söyleyip derdimi deşmen

Bir hayal perisi yarımdır benim

Adil der düştüm de batak gülüne

Derdimi dökerim seher yeline

Değmeyin sazımın gergin teline

Her seher ağlamak kârımdır benim

Şair Adil Soydan

19 Ağustos 1961

*

30 Ağustos 1961’de elektrik teline çarpılarak şehit düşen gencimiz

İSMET DEPDEP’E MERSİYE

Türk birliği bugün bayram ederken

Başımıza bir dert geldi ne çare

Âdet-i kadime düşüp giderken

Bir genç aslanımız öldü ne çare

Destanını yazan bu Ahmet Çıtak

Hak’tan geldi kader nereye atak

Düğün mü tutalım matem mi tutak

Felek bize sitem kıldı ne çare

Bir keman teli gibi, o an titredi canım

Sana aşinayım ben, besteni duydum bari

Bununla teskin eden göklere çıkan zari

Hayalimde rakseder yıllarca bu uğultu

Bununla sönsün artık kalbimde sönen kuytu

Muhittin Doğan

31 Ağustos 1961

*

Gurbete giden mektup

Göz görür, gönül duyar, dil söyler, kalem yazar

Neleri hisseylemez, deruni olan nazar

Ya bir eserin kalır, yahut taşsız bir mezar

Ömrün ölçüsü yoktur, boyun eğme namerde

Aktan eser bulunmaz, kara olan kaderde

Bu kadar yazabildim, affet sayın arkadaş

Asla çilesiz kalmaz, derbeder ilan bu baş

Derdimi teskin etmez, gözlerimden akan yaş

Mademki hepisi hiç, minnet etme namerde.

Ziraat Teknisyeni

Şair Durdu Güneri

11 Eylül 1961

*

Ramazan bayramı

Bin dokuz yüz elli dokuz yılında

Nisan dokuzunda bayram erişti

Yüzü güldü yetim ile dulunun

Kanlı, katil birbiriyle barıştı.

Bayram kutlu olsun bayla bayana

Dünyada ne mutlu Türk’üm diyene

Benim bir sözüm yok oruç yiyene

Sual-cevap günü geldi erişti.

Şair Ziya Ergin

4 Ekim 1961

*

Vatandaşa hitap

Kulak ver sözüme dinle vatandaş

Dalavere çevirene oy verme

Fakir fukarayı düşünmeyip de

Eşi dostu kayırana oy verme

Gürbüz der ki doğru olsun özünüz

Ehline oy verin gülsün yüzünüz

Vaat yapanları gördü gözünüz

Seni benden ayırana oy verme.

Ali Gürbüz

14 Ekim 1961

Şair Ahmet Çıtak

31 Ağustos 1961

*

Kalbimde yanan kuytu

Dalgın, dalgın giderken bir ses duydu kulağım

Geçip gidin dedimse, yürümedi ayağım

İrkilerek silkindim, fışkıracaktı kanım

Bir keman teli gibi, o an titredi canım

Sana aşinayım ben, besteni duydum bari

Bununla teskin eden göklere çıkan zari

Hayalimde rakseder yıllarca bu uğultu

Bununla sönsün artık kalbimde sönen kuytu

Muhittin Doğan

31 Ağustos 1961

*

Gurbete giden mektup

Göz görür, gönül duyar, dil söyler, kalem yazar

Neleri hisseylemez, deruni olan nazar

Ya bir eserin kalır, yahut taşsız bir mezar

Ömrün ölçüsü yoktur, boyun eğme namerde

Aktan eser bulunmaz, kara olan kaderde

Bu kadar yazabildim, affet sayın arkadaş

Asla çilesiz kalmaz, derbeder ilan bu baş

Derdimi teskin etmez, gözlerimden akan yaş

Mademki hepisi hiç, minnet etme namerde.

Ziraat Teknisyeni

Şair Durdu Güneri

11 Eylül 1961

*

Ramazan bayramı

Bin dokuz yüz elli dokuz yılında

Nisan dokuzunda bayram erişti

Yüzü güldü yetim ile dulunun

Kanlı, katil birbiriyle barıştı.

Bayram kutlu olsun bayla bayana

Dünyada ne mutlu Türk’üm diyene

Benim bir sözüm yok oruç yiyene

Sual-cevap günü geldi erişti.

Şair Ziya Ergin

4 Ekim 1961

*

Vatandaşa hitap

Kulak ver sözüme dinle vatandaş

Dalavere çevirene oy verme

Fakir fukarayı düşünmeyip de

Eşi dostu kayırana oy verme

Gürbüz der ki doğru olsun özünüz

Ehline oy verin gülsün yüzünüz

Vaat yapanları gördü gözünüz

Seni benden ayırana oy verme.

Ali Gürbüz

14 Ekim 1961

*

Ayrılık

Tabiat kanunu böyle buyurmuş

Her madde başına yazmış ayrılık

İlan etmiş bu dünyaya duyurmuş

Nice problemler çözmüş ayrılık

Gözükara’m bu dert seni mi buluk

Âdem’den bizlere hem miras kalık

Görünmez illere her gün yolculuk

Gönderip kabrini kazmış ayrılık

Ali Gözükara

14 Ekim 1961

**

Harap Elmalı

Dağılmış derneğin bozulmuş evin

Haraba mı oldun koca Elmalı

Nice ağ’lar dem sürerdi ahdine

Haraba mı oldun koca Elmalı

Derdin neydi dermanını bulmadın

Birçok gencin muradını vermedin

Acel çekmiş buna razı olmadın

Haraba mı oldun koca Elmalı

Kâzım Yüksel

  1. Ekim. 1961

*

Kamil Bozkurt’a mektup

Tam üç yıldır memleketten ırağım

Ne kadar metredir aramız bizim

Dört mevsimin hangisinde varayım

Kaç lira olmalı paramız bizim

Azmi yıldırır mı sebep ve tesir

Kalktı mı ortadan kamıştan hasır

Turgut’um sürdüğüm yer Balıkesir

Selam kafi, varmaz busemiz bizim

Hacı Turgut- Balıkesir

25 Ekim 1961

*

Sevdiğim

Ey huplar şahisen, eyle sen ferman

Canımı yoluna, eylesem kurban

Gönlün arzusu bu, dildeki efgân

Dağları aşasım geldi sevdiğim

Sana kavuşasın geldi sevdiğim

Hulûsi unutup kavmi kardeşi

Dideden akıtıp kan ile yaşı

Yoluna sarf edip can ile başı

Dağları aşasım geldi sevdiğim

Sana ulaşasım geldi sevdiğim

Hulûsi Gerçek

30 Ekim 1961

*

Tabaka

Aslın tenekedir sohbetin yüksek

Başıma bela mı geldin tabaka

Asla kısmetine yoktur nihayet

Boşaldın, boşaldın doldun tabaka

Hacı Hasan der ki öğüt almadın

Asla rüşvetçiden geri kalmadın

Hacmin küçük ama hâlâ dolmadın

Devlet kasası mı oldun tabaka

Hacı Hasan Uğur

6 Kasım 1961

*

Turnalar

Konya Karaman’dan kararın açın

Bozantı dağından tüneli geçin

Ulukışla derler bâdesin için

Şanlı Adana’ya konun turnalar

Eğlen turnam Elbistan’ın elinden

Göçer der ki kimse bilmez halinden

Haber getir vatanımdan elimden

Bir nâme alıp da dönün turnalar

Hüseyin Göçer

13 Kasım 1961

**

Aydan ve çoban

Güneşli bir bahar haftası

Seninle geziye çıksak

Ellerin çobanın ellerinde

Bakışlarımız birleşir.

Ellerin ellerimde Aydan

Kuşlardan aşk nağmeleri dinleriz

Sen koşarsın ben yakalarım

Güleriz gözlerin gözlerimde.

Selahattin Çoban

14 Kasım 1961

*

Sayın Cumhurbaşkanı

Cemal Gürsel’e dilekçe

Bura ölüm kampı hürriyet uzak

Haldan anlamıyor sağlar efendim

Diriyle mezarın hep candan bezdik

Sadık dostlar kara bağlar efendim

Tatlı mı hürriyet bu kadar hoş mu

Af gelip dileğin kalması boş mu

Dertli Kılıç kafeste kuş mu

Didemden kanlı yaş çağlar efendim

Elbistan cezaevinde mahkûm

Kan­dil kö­yün­den

Se­la­hat­tin Kılıç

25 Kasım 1961

*

Ya­şa­sın

Huda nimet ver­miş Antep iline

Öğ­ret­men oku­lun gören ya­şa­sın

Kim ka­rış­sa varır seher ye­li­ne

Cen­ne­te ben­zi­yor giren ya­şa­sın

Kamil Boz­kurt çok se­vin­di bu işe

İhti­yaç yok mü­fet­ti­şe tef­ti­şe

Ma­arif ba­ka­nı il­gi­li paşa

Duy­sun ha­ki­ka­ti gören ya­şa­sın

Kamil Boz­kurt

14 Ara­lı­k­1961

*

Kal­ma­dı

Bek­le­dim, bek­le­dim gel­me­din yine

Ağ­la­yıp sız­la­yan göz­ler kal­ma­dı

Ara­dım, ara­dım bil­me­dim yine

Has­ret­le duy­du­ğum söz­ler kal­ma­dı

Gez­di­ğin yer­ler­de dur­mak is­ter­ken

Gelip ge­çen­le­re sor­mak is­ter­ken

Seni bir dem şöyle sar­mak is­ter­ken

Yo­rul­dum, yo­rul­dum siz­ler kal­ma­dı

Bahri Kaya

16 Ara­lık 1961

*

Gi­di­yor

Her zaman böy­le­dir dün­ya­nın hâli

İnsan­lar mi­sa­fir olmuş gi­di­yor

Hiç kimse bil­mi­yor git­ti­ği yolu

Hepsi bir be­zir­gân olmuş gi­di­yor

Ba­zı­sı kel idi ba­zı­sı âmâ

Ba­zı­sı de­re­bey ya­par­dı yâ(ğ)ma

Hiç kimse bil­mi­yor bu ne mu­am­ma

Her­kes bir der­ya­ya dal­mış gi­di­yor

Çetin Ka­ra­koç

27 Ara­lık 1961

***

Ez­cüm­le:

Ördek uçtu kaz uçtu

Çürük yapı tez uçtu

Çok eski darb-ı mesel

Yazı kaldı söz uçtu.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com

fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.