AFŞİN HABER MERKEZİ









GÖNÜL SEMÂMIZDAN BİR YILDIZ DAHA KAYDI -3-

GÖNÜL SEMÂMIZDAN BİR YILDIZ DAHA KAYDI -3-

DR. MEHMET GÜNEŞ( mehmet@afsinhabermerkezi.com )
534 views
23 Ocak 2021 - 6:25

      GÖNÜL SEMÂMIZDAN BİR YILDIZ DAHA KAYDI 

  1. AHMET TEVFİK OZAN HAKK’A YÜRÜDÜ

 

“Bir merhaleden güneşle deryâ görünür,

Bir merhaleden her iki dünya görünür,

Son merhale bir fasl-ı hazandır ki sürer;

Geçmiş gelecek, cümlesi rü’yâ görünür.”[1]

            * * *

Ahmet Tevfik Ozan;  hekimliğin özünde saklı olan hikmetin kadim duvarına pek çok sahada farklı güzellikler inşâ eden, doktorlukla birlikte sağlık bürokrasisinde de yıllarca idârecilik görevini başarıyla yürüten, “tâbib-i hâzık” bir hekim olmanın yanında iştigal sahâsı olarak;  şiirle, nesirle, resimle, karikatürle, irfânî kültürümüzle ve sporla da ünsiyeti ve vukûfiyeti bulunan, “melâli anlayan”  ve “varâk-ı mihr ü vefâyı” okuyup dinleyen sanatkâr ruhlu bir doktordu.

Ahmet Tevfik Ozan;  şiir dilinin büyüleyici gücünü çok iyi kullanan, aşka, kâinata,  tabiata, hayata, ölüme dâir mâverâ menzilli şiirler yazan; çileyi, acıyı, Medrese-i Yusûfiyeyi, mukaddes değerleri, vatanı, bayrağı, Turân illerini çok içli ve sembolik dizelerle anlatan, şiirlerine îman nûrunu ve semâvî güzellikleri mayalayan, insanın yaratılış ihtişâmını ve kâinat kitabındaki muhteşem âhengi şiirleştirirken irfan geleneğimizden tevârüs ettiği ilhâmı dizelerine yansıtıp ruhları kanatlandıran, üslup sâhibi güçlü bir şâirdi.  O’nun “Hakîkat ve Müjde” şiirindeki şu mısraları, eserden “Müessir”e ulaşmanın şâir diliyle dizelere dökülmesiydi:

“Dünya döner, ay döner… Kâinat döner durur…

Duran hiçbir şey yokken, ölüm sâhibin bulur!

Demek ki kâinatta her zerrenin yerini

Bilen bir ‘Yaradan’ var, bunu bilen kurtulur!..”[2]

O’nun; gönül sesini ve iç âlemindeki ürpertileri mısralara döken dizeleri, çok anlamlı mânâ zenginliğine mesken olan ve tadına doyulmayan has şiirin yüreklere dokunan sesiydi… O’nun şiirleri Hakk’ın sevgisini yüreklerde çoğaltan, Kur’ân âyetlerinden ilhâm alan ve şiirin hikmet diliyle kelimeleri efsunkâr bir iklime ulaştıran sevdâ nefesiydi:

“Ezelde der ki, Rabbim: ‘Elestü bi rabbiküm?..’

Ebedden koşup gelir; ‘Gâlû belâ…’  der, canlar!

Rüyâ içinde rüyâ;  rüyâ içinde rüyâ…

Kâinat bir gonca ki; yaprağından, sır damlar!..”[3]

Ahmet Tevfik Ozan; “Nesrin bittiği yerde şiir başlar” diyen ve şâirlere dâir düşüncelerini de şu mısralarla dizelere döken kalem ehli bir ozandı:

“Ellerim kırılsaydı, şâir olmasaydım ben!
Bir dalda, bir çiçekte yazılmış duruyorken
En muhteşem bir şiir, belki; bir bahar kadar!
Ellerim kırılsaydı, şâir olmasaydım ben!”
[4]

 

“Her karanlık sokakta yoksul bir şâir ağlar,

Uzayıp giden yollar onu gurbete bağlar

Ağlamak şâirlere Tanrı’nın lütfu gibi

Mısrâları gülerken, yoksul şâirler ağlar.” [5]

Ahmet Tevfik Ozan; “Kâinat Şiiristan” derken, hayâtın şiiriyetini mısrâ mısrâ ortaya koymuş, kâinattaki İlâhî ihtişâmı derûnî dünyasında tefekkür ederken, “Sonsuzluğun Sâhibi”nin sonsuz gücüne îman ederek huzur bulmuş, Huzûr’daki huzûru keşfeden ilmiyle âmil bir edip ve Kıble yürekli bir münevver olarak şunları kaleme almıştır:

“Gözlerimde rakseden ışığın kaynağı O…

Belki Güneş; kendinden, gözlerimden habersiz!

Ben¸ güneşten ne kadar; uzak, küçük¸ zavallı..

Kâinatı zikreder, titrerim sessiz sessiz!..”[6]

 

“Zamanın bittiği yerlerde, Huzur 
Başı yok, sonu yok bir yeşil deniz!
Nefsini, tövbenin közüyle; kavur!..
Gözyaşın, yanakta; incilerden iz!..”
[7]

 

 Ahmet Tevfik Ozan; Türk milletinin, Türk Dünyası’nın, İslâm Âleminin ve insanlığın dertlerini kendi derdi bilen,  “Terleyen yüreklerde kanayan zaman”a, Türk’ün mefâhirine,  Tûran ilerine ve vatana dâir duygu ve düşüncelerini mısrâ mısrâ âşikâr ederken de şunları söylemiştir:

“Rabbim üç aylara ayca nur vermiş

Işığın raksı için âleme billur vermiş

Gönlü billur, kılıcı nur, gözü kan

            Türk’ü, İslâm bahçesine sur vermiş!..” [8]

“Türk’üm: Deryalara sığmaz bir nehir!

Başım Hak Yolu’na koymuş giderim!

Taşı cevher, dalgası, kan; yürek pâre, ne çâre?

Dünya sefâsına doymuş giderim!..”[9]

 

“Yâ Rabbi; Kur’ân’ın nûruyla yıka!;

            Turan’ın her karış toprağını da!

Bir nurdan sevinçle al canımızı

Ve yükselt rüzgârın bayrağını da…”[10]

 “Kur’ân: Gökyüzünden yağan beyaz nur.

Turan: Gözyaşını yıkayan yağmur!

Ve kan: Son şehidin göz bebeğinde,

Aslına uçmakta bir nurdan çamur!..” [11]

“Yâ Rabbi; verdiğin nimete şükür;

İftar sofrasının bereketine!..

Seçtim duâların en güzelini;

Türk’ün zincirlenmiş memleketine!..”[12]

“Ey, Turan’ın kardan ak, çileli insanları!

Elinizde buzlu su, yürekten daha sıcak!..

Nasıl yabancı kalmış, yoksul aşında balık?!

Denizlerden bereket ha taştı, ha taşacak!..” [13]

“Güneşi görmeyen gözler ne bilsin?

Ne bilsin ışığın, buzda raksını…

Kerkük bir türküdür dudaklarımda

Almış yüreğine, Türk’ün Harsı’nı!..

Hayın olur, ekinime el orağın çalması

Ağlar başak, gözyaşları tâne tâne dökülür

Böldüm soframdaki sıcak somunu

Her parçadan, sıcak bir “Ah” dökülür!..” [14]

Ahmet Tevfik Ozan; Medrese-i Yusufiye’nin rahle- tedrisinden geçmiş, Ankara Ulucanlar, Mamak, Kırşehir ve Niğde cezaevlerinde çile çekmiş, “Taş yürekli duvarların”, “Taş ve Demir Gurbeti”nin[15] iç dünyasını ve mahpus damlarının taşlara sinmiş hüzün kokusunu şu içli mısralarla anlatmıştır:

“Bir körün gamını, hayâl taşırken
Benim kederimin, kaynağı: gözler…
Bir hayâl tükenir, bir dert eksilir;
Oysa benim gözüm, Güneş’i özler!”
[16]

“Bir kurşûni bulut, bir ağır sistir…
Gecesi Mamağın zulmün elinde
Dostlar bir soluktur, bir can nefestir
Copla ıslatılmış (!) görüş gününde”
[17]

“Bir karış gökyüzü, bir avuç güneş…

Burda sevinçlerin hepsi kırıktır!

Varsın çaylar soğuk soğuk satılsın

Isıtır yürekler, hepsi yanıktır.”[18]

 

“Bir köpük yürek kadar, sıcak ve temiz burda

Gölgemizi öpmekte, soğuk ve kirli taşlar…

Çiçekleri yüreğin, bir kem sözle kurur da

Bin bir çölle boğuşur, buzdan tolgalı başlar…”[19]

 

Ahmet Tevfik Ozan; çocukluğunda îtibâren Türk-İslâm Medeniyetiyle hemhâl olmuş, Elazığ / Harput kültürüyle yoğrulmuş su katılmamış bir gakkoştu. Muammer Cındıllı Bey’in, rahmetli Nevzat Kösoğlu’nu vasfederken söylediği cümleden mülhem ifâde edecek olursak, O; ‘İnsanın hasına Müslüman, Müslümanın Türkçe konuşanına Türk, Türk’ün yiğit evlâdına gakkoş, gakkoşların en merdine ve en gani gönüllüsüne de Ahmet Tevfik Ozan derler…’  O; “Mezire’de Üç Şehit İçimizde Kâfir Var” şiirinde, gakkoşlara ihlâs ve tevekkülle seslenirken de şunları söylemiştir:

“Çayda Çıra”mızdan üç alav düştü

Gakkoş, Allah kerîm, Mevlâm büyüktür!..

Gandan ala kesmiş, ummânımız var!

Gakkoş, Allah kerîm, Mevlâm büyüktür!..” [20]

           * * *

Ve işte 15 Ocak 2021 Cuma günü gönül semâmızdan; Kıble yürekli, “Gül” gönüllü, Hilâl bakışlı, Hz. Hamza (r.a.) duruşlu ve Tûran düşünceli bir yıldız daha kaydı… Ahmet Tevfik Ozan, bir şiirinde anasına hitap edip, dostlarına dâir beklentilerini dile getirirken;

 

“Ana, kayıp gitsem bir yıldız gibi,

Ardımdan bir Yâsîn okunur mu ki?!..

Bir bitmez yolculuk, bir yeşil hasret;

Bu acı dostlara dokunur mu ki?!..” [21]

demişti… O;  yalan dünyaya eyvallahının olmadığını da şu mısralarla dizelere dökmüştü:

“Giderim, giderim bir Kızıl Elma

Nur-u Muhammed’den kokusun almış!..

Yıkıl bre, sefasına yandığım

Yalan dünya, üzerinde kim kalmış!..”[22]

Dr.Ahmet Tevfik Ozan; bir daha âhirette buluşuncaya kadar hep hayır duâlarla yâd edeceğimiz, ardından “Gelin Ey Fâtihalar, Yâsînler!”[23]  diyeceğimiz kelimenin kâmil mânâsıyla bir güzel insandı.

 Dr. Ahmet Tevfik Ozan’ın vefâtının ardından kaleme aldığımız, gök kubbede bir değil, binlerce “hoş sadâ”  bırakmış bu güzel insanın hayatından, onun fikir ve şiir dünyasından kesitler sunmaya çalıştığımız yazının hatm-i kelâmını Yahya Kemâl’in Vedâ Gazeli’nden bir beyitle yapıyor ve:

“Tekrar mülâkî oluruz bezm-i ezelde,

Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler.”[24]

diyoruz…

Yüce Rabbimiz eşine, evlatlarına ve gönül dostlarına sabrı cemîl ihsân buyursun. Dr. Ahmet Tevfik Ozan’ı; Cenâb-ı Allah rahmet ve mağfiretiyle,  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şefkat ve şefâatiyle perde-pûş eylesin.   Rûhu şâd, mekânı Cennet, makâmı âlî olsun… Âmîn!.. Yâ Muîn!..

Ve bütün sözlerin nihâyeti, Kur’ân-ı Kerîm’in bidâyeti olduğu için, sözün bittiği yerde İlâhî Kelâm başlar:

“Küllü nefsin zâikatü’l-mevt.”[25]*

“İnnâ lillâhi ve-innâ ileyhi râci’ûn”[26]* 

 

Hüve’l-Bâkî[27]

 

El-Fâtiha!

                                                                                     18 Ocak 2021

                                                                                            Dr. Mehmet GÜNEŞ

[1] Yahyâ Kemâl Beyatlı, Rübâiler, 39

[2] Ahmet Tevfik Ozan, Şiirimin ABC’si, Hakîkat ve Müjde, 171

[3] Ahmet Tevfik Ozan, Şiirimin ABC’si, Bir Sırlı Gonca, 67

[4] Ahmet Tevfik Ozan, Kâinat Şiiristan, Kâinat, Şiiristan, 140

[5] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Şâirin Dünyası, 59

[6] Ahmet Tevfik Ozan, Îman ve Güneş

[7] Ahmet Tevfik Ozan, Şiirimin ABC’si, Mamak’ta Bir Gün, 157

[8] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Üç Ayların İncisi I., 98

[9] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Şehidin Türküsü, 124-125

[10] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Üç Ayların III., 100

[11] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Bu Gönül, Bu Yürek, 105

[12] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Bir Kilim Yaydım, 128

[13] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Dağlar Ardı Şiirleri 117

[14] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Kerkük Türküsü, 116

[15] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Taş ve Demir Gurbeti, 138

[16] Ahmet Tevfik Ozan, Şiirimin ABC’si, Benim Hikâyem, 27

[17] Ahmet Tevfik Ozan, Şiirimin ABC’si, Mamakta Bir Gün, 251

[18] Ahmet Tevfik Ozan, Şiirimin ABC’si, Mamakta Bir Gün, 203

[19] Ahmet Tevfik Ozan, Şiirimin ABC’si, Taş Medrese Dedikleri, 333

[20] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Mezire’de Üç Şehit İçimizde Kâfir Var! 119

[21] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Bir Yıldız Kayması, 101

[22] Ahmet Tevfik Ozan, Dağlar Ardı Şiirleri, Şehidin Türküsü, 124-125

[23] Ârif Nihat Asya, Duâlar ve Âminler, Naat, 74

[24] Yahyâ Kemâl Beyatlı, Eski Şiirin Rüzgârıyle, Vedâ Gazeli, 79

[25] Enbiyâ, 21/35; Ankebût, 29/57; *“Her nefis ölümü tadacaktır.”

[26] Bakara, 2/156; *“Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz”

[27] Ölümsüz ve ebedî olan yalnız Allah(c.c.)’tır.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com