AFŞİN HABER MERKEZİ








ZORLU AMELİYATLARIN ARANAN İSMİ: PROF. DR. MUSTAFA NECATİ DAĞLI

ZORLU AMELİYATLARIN ARANAN İSMİ: PROF. DR. MUSTAFA NECATİ DAĞLI

737 views
14 Kasım 2020 - 6:35

Lise çağlarında meslek kaygısı yaşadığı bir dönemde, babasının; “Etrafımızda hiç doktor yok” sözüyle kafasındaki tüm meslekleri silerek doktor olmayı hedefleyen ve tıp fakültesini bitirdikten sonra girdiği uzmanlık sınavında bütün tercihlerini Kardiyolojiden yana kullanan Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı, şimdi Türkiye’de parmakla gösterilen birkaç Kardiyologdan birisi! Başarılarıyla Kahramanmaraşlıları gururlandıran Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı, sadece işini çok iyi yapan bir doktor olmayı arzuladı, hiçbir zaman ünlü bir doktor olmayı istemedi. Ancak geliştirdiği yöntemler, imkânsız denilen operasyonlara gözü kara yaklaşımı ve mesleğine olan sevgisi, onu Türkiye’nin en ünlü doktorlarından biri yaptı.

Ancak onu asıl farklı kılan şey geliştirdiği yöntemler! Bunlardan birincisi: El üstünden tıkanmış diyaliz fistülünü açmak. Bu yöntemle el üstündeki arter damarından girerek yeni tıkanmış diyaliz fistüllerine balon ve stent takıyor ve tekrardan kullanılabilir hale getirebiliyor. İkincisi: akciğer tümör kanamalarında radyologların yaptığı koil işlemini artık koil koymadan, başka damarı tıkayıcıyı yöntemler kullanarak akciğer kanser kanamalarını durdurabiliyor. Bu yöntemle aynı zamanda karaciğer doğuştan damar anomalileri de kapatabiliyor, bağırsak kanamalarını da durdurabiliyor.

Kahramanmaraşlıların sağlık dünyasındaki gururu Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı ile keyifli bir röportaj yaptık. Böbürlene böbürlene okumanız dileğiyle…

Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı’yı biraz tanıyabilir miyiz?

1975 yılında Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Arıtaş Kasabası’nda doğdum. İlk ve orta öğrenimi Elbistan’da, lise öğrenimimi Göksun’da tamamladım. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım ve 1999 yılında mezun oldum. Elbistan 112’nin ilk kuruculuğunu yaptım. Burada 6 ay çalıştıktan sonra tıpta uzmanlık sınavını yüksek bir puanla kazanarak, Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Bölümünde asistan doktor oldum. 5 yıllık uzmanlık eğitiminin ardından 2005 yılında Kardiyoloji Uzmanı oldum. Elazığ Fırat Üniversitesi Kardiyoloji anabilim dalında yaklaşık bir yıl uzman öğretim görevlisi olarak çalıştım. 2006 yılında Yrd. Doç oldum. 2008 yılında yaptığım çalışma ile Türkiye’deki en iyi Sözlü Bildiri Akademik Çalışma ödülünü aldım. 2010 yılında Doçent oldum. Türk kardiyoloji Derneği’nde dört yıl Koroner Kalp Hastalığı Çalışma Grubu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptıktan sonra Çalışma Grubu Başkanlığına seçildim. Doçent olduktan sonra 2013 yılında Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Merkez Müdürlüğü’ne atandım. 2016 yılına kadar da Kardiyoloji Müdürlüğü’nü sürdürdüm. 2015 yılında profesör olarak atandım. Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalında iki yıl çalıştıktan sonra 2017 yılında görevimden istifa ederek Elazığ Medikal Park Hastanesi’ne geçtim ve aynı yıl İstanbul İstinye Üniversitesine Profesör olarak atandım. Şu an Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak görevime devam ediyorum. Bilimsel alanda da birçok makale yazdım, çalışmalar yaptım, ödüller kazandım. Evliyim, iki çocuğum var.

Doktor olmaya ne zaman karar verdiniz?

Doktor olmaya lise 3’üncü sınıfta karar verdim. Aslında ben hastaneleri çok sevmiyordum lise 3’üncü sınıfa başladığım Eylül ayında; karar da veremiyordum Fen Bilgisi derslerim daha güçlüydü. Babama telefon açtım: “İleride beni hangi meslekte görmek istersin” diye sordum. Babam; “Sağımızda, solumuzda hiç doktor yok. Eğer bir şeye kararın yoksa doktor ol” dedi.  Ben de “tamam” dedim ve ondan sonra tüm meslekleri gözümün önünden sildim. Üniversite sınavındaki tercihlerimin hepsine Tıp Fakültesi yazdım ve kazandım. İkinci sınıfta zaten Kardiyolog olmaya karar vermiştim. Uzmanlık sınavında da bütün tercihlerime Kardiyolojiyi yazdım ve şükürler olsun ki kalp doktoru oldum.

Bize biraz meslek hayatınızdan bahseder miniz? Başarıyı nasıl yakaladınız?

2010 yılında Doç. Dr. olduktan sonra girişimsel işlere daha çok ağırlık vermeye başladım. Kalp ve damar hastalıkları uzmanı olduğumuz için, mesleğimizin sadece kalp damarlarını açmaktan ibaret olmadığına inanıyordum. Bu yönden vücuda giden bütün damarlara müdahale etmeyi kendime hedef belirlemiştim. Bu hedef doğrultusunda damarın gittiği her yere elimizi ulaştırmalıyız diye düşünüyordum. Ameliyatsız olarak anjiyo grafiğiyle bunu yapabiliriz, yapmalıyız düşüncesi her zaman kafamda hâkimdi.  Mesleğimdeki el becerilerimi de bu yönde geliştirdim. Vücutta ayaktan beyine kadar olan atar damar ve toplardamarlarda elimin değmediği, yapamayacağım işlem yok gibi. Tüm tıkanıkları açıyoruz. Bunun yanında bağırsak arteri, bacak arterleri, ayak arterleri uyluk arterleri, beyin arterleri, boyun arterleri, kalp arteri, kollar, kollara giden atardamarlar ve toplardamarlar ile bacaklara giden toplardamarlar aklınıza gelen tüm kardiyoloji ve radyolojideki damarla ilgili bütün işlemleri tek başıma yapabiliyorum. Sadece kalp damarı açmaktan öte aslında kendimi kalp doktorunun yanında damar doktoru olarak özetleyebilirim.

Operasyonlarda için kendi geliştirdiğiniz yöntemler öne çıkıyor. Bu yöntemler nedir?

Damarın gittiği her organa elimiz değebiliyor, şükürler olsun. Son üç yılda geliştirdiğim metotlardan üç tanesinden bahsedeceğim. Birincisi; El üstünden tıkanmış diyaliz fistülünü açma işlemini yapıyoruz. Bu dünyada el üstünden yapılmıyordu. El üstündeki arter damarından girerek yeni tıkanmış diyaliz fistüllerine pıhtıyı parçalayıp eriterek, balon ve stent takarak tekrardan kullanılabilir hale getiriyoruz. Diğeri; akciğer tümör kanamalarında radyologların yaptığı koil işlemini artık koil koymadan, başka damarı tıkayıcıyı yöntemler kullanarak akciğer kanser kanamalarını durdurabiliyoruz. Ayrıca bu yöntemin aynısını karaciğere giden Hemanjiom Vasküler Anomalileri ve vucuddaki diğer damarsal anomalileri de kapatabiliyorum. Ayrıca yine bu aynı yöntem ile koil olmadan bağırsak, böbrek ve diğer organ kanamalarını da durdurabiliyorum.  Bunlar ekstradan daha çok radyologların ilgilendiği koil ile yaptıkları yöntemi ben farklı bir yöntem ile kapatabiliyorum. Belki de dünyada özellikle akciğer tümör kanaması ve karaciğer hemanjiomu kapatmadabu yöntemi ilk kullanan kişi olduğumuzu düşünüyorum. Bununla ilgili literatür yazımızı tamamlamak üzeriyiz.

Necati Dağlı’nın başarılı bir doktor olarak ünlü Kardiyologların arasına girmesi nasıl oldu?

Hiç kolay olmadı. Ben hayatım boyunca hep çalıştım. Lise 3’ten sonraki hayatıma baktığım zaman ders çalışma ve mesleki çalışma ile geçti. Tıp Fakültesi’nde de öyle çok çalıştım. Daha sonra asistan doktor olarak atandıktan sonra bana verilen işlerin hepsini yerinde, zamanında bitirip görev veren hocama tekrar geri dönüş yaparak bilgilendirdim. Kendimi meleğime hakkı ile fedakarane özverili bir şekilde yapacağıma dair bir hedefe kilitledim. Bu hedef ise ünlü değil iyi ve başarılı bir kardiyolog olmaktı. Hastalarıma güven telkin edeceğim dertlerine şifa vesilesi olacağım iyi bir insan ve Kardiyolog olmaktı. Bu nedenle hem bilgimin hem el becerimin çok çok iyi olması gerekiyordu. Kendimi her daim eğitmeye kararlıydım.

2010 yılından itibaren sonra yüksek riskli olan kimsenin dokunmadığı veya dokunamadığı işlemler ilgimi çekti. Bunların eğitimine gittim. Daha sonra bunları sürekli kendim yapmaya başladım. Bunun yanında sürekli ekstra neler yapabilirim diye düşünüyordum. Bu yönde sürekli düşünüş, arayış ve okuma vardı. Bunları yapabilirimi kafaya koyduktan sonra okuyarak kendimi geliştirdim. Artık her şeyi yapabildiğim için farklı şeyler denemeye başladım. Mesela bağırsak kanamaları, akciğer tümör kanamalarında ve karaciğer ve diğer organ doğumsal damarı ameliyatsız tedavi etme (embolizasyon) işlemlerinde koil ile yapıldığını biliyordum. Radyologların yaptığını biliyordum. Hiçbir Kardiyolog yapmıyor veya yapamıyordu. Ben nasıl yapabilirim kendi malzemelerimizle diye düşündüm. Ben kalpte kullandığımız kateterleri ve malzemeleri kullanarak diğer üretilmiş çok pahalı tıkayıcı malzemeleri kullanmadan kendimiz kalp damarını açmaya yarayan malzemeden tıkama malzemesini kullanarak bu işlemleri yaptım. Ayrıca bağırsak ve Çölyak arteri (karaciğer dalak ve mide ve pankreas damarı ) tıkanıklıklarını gidermede oldukça başarılı işler yaptık. Çölyak arter, karaciğer ve dalağı besleyen en büyük arterdir, karından çıkan büyük damarlardandır. Yüzde yüz tıkanıklığa müdahale eden Türkiye’deki bir, iki doktordan birisiyim. Çölyak arteri yani karaciğer ve dalak arteri tıkanıkları olan Türkiye’nin her yerinden gelen hastalarım oluyor. Onların başarılı bir şekilde sağlıklarına kavuşmasına vesile oluyoruz. Tek cümleyle özetleyecek olursam ünlü kardiyolog olmayı hiç istemedim. Sadece mesleğimi iyi yapmak istedim. Çünkü dünyadaki en değerli şey, insan hayatıdır. Bir kişinin hayatını kurtarmanın tüm insanlığı kurtarmak gibi olduğu bilinciyle hareket ettim. Diğer ünlü kardiyologlar arasına girme ise hediye olarak geldi.

Elazığ’da görev yapmanızın önemli bir sebebi var mı ve kendi şehriniz Kahramanmaraş’ta görev yapmayı hiç düşündünüz mü?

Kahramanmaraş benim sevdam, benim özlemim, mutluluğum, huzurum. Memleketimi ve memleketimin insanlarını çok seviyorum. Ne zaman olsa göreve hazırım, görev yapmayı düşünüyorum, her zaman kalbimden geçiyor. Yaklaşık 20 yıl önce asistan doktor olarak Elazığ’a geldim ve sonrasında burada görevimi icra ediyorum. Vatanımızın her toprağı tabi ki bizim için kutsal ve değeri tartışılmaz. Ama doğduğum kendi canımda kanımdan olan insanların yaşadığı memleketim, toprağım bir tık daha yukarda.

Kahramanmaraş’tan Elazığ’a gelen hasatlarınız oluyor mu? Kahramanmaraşlı hastalar karşılaştığınızda neler hissediyorsunuz?

Elazığ, Kahramanmaraş’ın üçte biri kadar olan bir yer. Bana Kahramanmaraş’tan yoğunluklu hasta geliyor. Çok mutlu oluyorum. Onlara cep numaramı da veriyorum. Herhangi bir sıkıntı durumunda anında ulaşabilmeleri için. Sadece Kahramanmaraş’tan değil; Türkiye’nin her tarafından hasta geliyor. İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Hatay, İskenderun, Diyarbakır, Batman, Cizre, Şırnak, Erzurum, Muş, Bingöl, Tunceli, Malatya, Kayseri, Nevşehir, Ankara, Kütahya, İzmit, İstanbul, Ankara’dan takip ettiğim hastalar var. Yani hiçbir çare bulamadıkları zaman hastalar internete yöneliyorlar. Sosyal medya hesaplarımdaki iletişim numaramdan bana ulaşıyorlar. Elimizden geldiğince herkese yardımcı ve çare olmaya çalışıyoruz.

Hiç yapamam dediğiniz operasyon oldu mu?

Şahsen olmadı diye söylersem inşallah ukalalık olarak algılanmaz. Ben yapacağım işlemi söylerim ve bu işlemin riskini anlatırım hastaya. Yüzde 90 risk ile operasyonuna girdiğim 90 yaşında, 98 yaşında, 108 yaşında çok hastam oldu. Hastaya işlem sırasındaki ters gidebilecek yüzdeyi veriyorum. Tabi avantajlarını da söylüyoruz. Dezavantajlarını da söylüyoruz. Bu konuda ben korkusuzum, gözüm kara! Ne yapabileceğimi ve sorun çıktığı zaman onu nasıl halledebileceğimi iyi biliyorum. Son beş, altı yıldır ben bunu yapamam dediğim hiç bir vaka hatırlamıyorum.

Katıldığınız en zorlu operasyon hakkında bilgi verir misiniz?

Benim katıldığım operasyonların hepsi çok zorlu. Yüzde 90 ölüm riski ile girdiğim vakalar da oldu. Ama hiç unutmadıklarımdan bir tanesi Kocaeli’nden karın damarı tıkalı olan bir hasta gelmişti. Bağırsak Arteri ve Çölyak Arteri tıkalıydı. Biz dedik ki bunlara bakmadan önce kalp damarına bakalım. Kalp damarlarına girdiğimizde Kocaeli’nden gelen hastamızın kalp damarlarının hepsi tıkalıydı. Hastaya acil baypas önerdik, hastanın göğüs ağrısı vardı. Tansiyonu düşüktü şoka gidiyordu. Gece saat 10.00 gibiydi cerrahları aradım. Doktorlar, “Bu kadar yüksek riskli genç hastayı ameliyata alamayız, ölür” dediler. Hasta yakını; “Ben buraya baypas için gelmedim, bağırsak damarı için geldim” dedi. Kateter laboratuarında hem hasta hem de hasta yakınıyla yaklaşık yarım saat karar vermeye çalıştık. En sonunda hasta ve hasta yakını, “Hocam biz size güveniyoruz” dediler. Yüzde doksan ölüm riski vardı işlemde. Distal ana koroner dahil kalbi besleyen tüm damarlar tıkalı ve kalbin en büyük damarı çıkışından itibaren yüzde yüz tıkalı idi.  Biz, hastayı anjiyoya tekrar alarak stent işlemine geçtik. Kateter laboratuarında başarılı bir şekilde kalp damarlarını açtık. Hastamız İzmit’te gayet mutlu ve sağlıklı yaşıyor. Kendisiyle hala görüşüyoruz.

Prof. Dr. Necati Dağlı ’nın hedefleri nelerdir? 

Ben tıp fakültelisi ikinci sınıfta koyduğum tüm hedeflerime ulaştım. Allah’a şükürler olsun istediğim beceride bir hekim olduğumu, hayalini kurduğum gibi bir hekim olduğumu düşünüyorum. Kendime asla şuranın başına geçeceğim veya şuarada yönetici olacağım gibisinden bir hedef koymadım. Ama bazen çok güzel bir şekilde her türlü hizmet verebileceğimiz, bir kalp ve damar hastanesi aklımdan geçiyor. Yani daha çok özellikli daha çok hastanın olduğu daha farklı işlemlere de el atabilir miyiz, diye de çok düşünüyorum aslında. Böyle bir merkezin alt yapısını kurma yönünden de herhangi bir sorun yaşayacağımı düşünmüyorum. İhtiyacı olan bir yere her türlü damarsal işlemin yapılabildiği kalp ve damar hastanesi kurmak öncelikli hedeflerim arasında. Tabi burası ülkemiz de olmayabilir. Tıpta çok geri kalmış ama yatırım yapmak isteyen Türkî Cumhuriyetlerimizdeki yerler olabilir.

Aktif görevde olduğunuz mesleki ve sivil toplum kuruluşları hangileridir?

Şuan Türk Kardiyoloji Derneği ve Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin üyesiyim. Bunun dışında, Sağlık Sen ve Türk Tabipler Birliği’ne üyeyim.

Doktorluk hayali olan gençlere ne tavsiye edersiniz?

Doktorluk hayal olan gençlere ilk tavsiyem ne için istedikleridir. Eğer doktor olmayı para için istiyorlarsa bence bu işe hiç girmesinler. Çünkü doktorluğa verecekleri emeğin yarısını başka bir mesleğe verseler zaten o parayı veya daha fazlasını kazınırlar. İkinci tavsiyem doktorluk yaptıkları zaman insanların ıstırapları, kederleri, üzüntüleriyle ilgilene bilme sabrını gösterebilecekler mi? Bunu, yapıp ve bunun sonucunda kendilerini mutlu ve huzurlu hissediyorlarsa bu hayallerinden asla vazgeçmesinler. Doktor olmayı istiyorsun ve mutlu olacağına inanıyorsun, düzenli sürekli olan bir çalışma gerektiriyor. Bu çalışmayı da sağladıktan sonra önleri açık. Türkiye’nin en başarılı hekimleri olabileceklerinin garantisini veriyorum.

Sorularımıza zaman ayırıp cevap verdiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Ben, çok teşekkür ediyorum. Bana bu fırsatı sağladığınız için! Doğduğum, büyüdüğüm, hasretini çektiğim huzur bulduğum memleketim Kahramanmaraş’ı özlemle, hasretiyle her zaman yâd ediyorum. 

KUTU BİLGİ: Mesleğine olduğu kadar Kahramanmaraş’a da büyük bir sevgi besleyen Dağlı, aynı zamanda edebiyatla da ilgileniyor. Dörtlük şeklinde şiir yazmayı seven Dağlı’nın, küçük çizimler ve semboller yapmak da hobileri arasında. Ayrıca kişisel gelişimle de ilgileniyor.

Kaspersky Satın Al

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com