

Ülke olarak geniş bir coğrafyaya sahibiz. Bu geniş coğrafya, beraberinde ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitim alanlarında önemli farklılıkları da getiriyor. Dolayısıyla ülkenin her yerinde aynı şartların, aynı imkânların ve aynı problemlerin bulunduğunu düşünmek mümkün değildir.
Böylesine farklılıkların bulunduğu bir ülkede, bu farklılıkları yok sayarak merkezden alınan kararların her yerde aynı şekilde uygulanmasını beklemek, kanaatimce, abesle iştigal olur.
Buna eğitim hayatından birkaç örnek verebiliriz.
Mesela velilerin okul ziyareti için randevu alma zorunluluğu… Elbette bazı bölgelerde velilerin okulları gereğinden fazla ziyaret etmesi, öğretmenlerin ve yöneticilerin işlerini aksatması, hatta eğitim ve öğretim faaliyetlerini olumsuz etkilemesi mümkündür. Böyle yerlerde randevu uygulaması son derece makul ve gerekli olabilir.
Fakat başka bir yerde öğretmen, öğrencisinin velisine ulaşabilmek için günlerce uğraşıyor olabilir. Hatta velinin okula gelmesini sağlamak başlı başına bir mesele olabilir. Bir yerde okulun kapısından veliyi uzak tutmaya çalışırken, başka bir yerde veliyi okulun kapısından içeri sokabilmek için gayret göstermek zorunda kalabilirsiniz.
Aynı durum ortak sınav uygulaması için de geçerlidir.
Okulların türleri, öğrencilerin akademik seviyeleri, öğretmen ve fiziki imkânlar, ailelerin sosyoekonomik durumları ve çevrenin eğitim kültürü birbirinden bu kadar farklıyken bütün öğrencileri aynı sınava, aynı ölçüye ve aynı yarışa tabi tutmanın ülkenin bütün gerçekleriyle ne kadar örtüştüğü üzerinde düşünmek gerekir.
Elbette ortak hedeflerimiz olabilir. Elbette eğitimde belli standartların bulunması gerekir. Ancak standart oluşturmakla herkesi aynı şartlara mahkûm etmek aynı şey değildir.
Eğitimde adalet, herkese aynı şeyi vermek değil; herkesin bulunduğu şartları dikkate alarak ihtiyaç duyduğu desteği sunabilmektir.
Sosyal meseleleri masa başında, tek bir merkezden ve bütün ülkeyi aynı şartlarda kabul ederek çözmeye çalışmak yerine, meseleleri kendi şartları içerisinde değerlendirmek gerekir.
Çünkü Türkiye’nin her yeri aynı değildir.
Bir yerde işe yarayan yöntem, başka bir yerde hiçbir karşılık bulmayabilir. Bir bölgede sorun olan şey, başka bir bölgede çözümün kendisi olabilir.
Bu nedenle eğitim politikalarında biraz daha yerel şartları gören, farklılıkları dikkate alan, esnek ve sahaya kulak veren bir anlayışa ihtiyacımız var.
Merkezî kararlar elbette olacak; ancak uygulamanın hayatın gerçekleriyle buluştuğu yerde biraz da “herkese aynı elbiseyi giydirmek” yerine, herkesin ölçüsünü dikkate almak gerekiyor.
*
RAMAZAN TAHİROĞLU


