

” İşte bu yöntemle onların hikayesini ( insanlara) aktardık ki, Allah’ın vaadinin bütünüyle gerçek olduğunu ve Son Saat’in gelip çatacağından kuşku duyulmaması gerektiğini bilip fark etsinler.
O zamanlar, ( işin bu yanını bırakıp) onların eylemini aralarında tartışmaya başladılar. Onlardan bir kısmı ” Onların hatırasına anıtsal bir kitabe dikin; onların gerçek konumunu Rableri daha iyi bilir” dediler. Onların yönetimini ellerine geçirmiş olan egemen sınıfa mensup berikiler ise ” Kararımız) kesindir: onların üzerine ille de bir mabed yapılacaktır!” dediler.” ( Kehf sûresi, âyet 21)
” Ğalebû alâ emrihim” ibaresi açıkça yönetimi elinde bulunduran dinî ve siyasî sınıflara işaret etmektedir. Bu ibâre, hum ( onlar) zamirinin Mağara arkadaşlarıına gittiği varsayılarak, tamamen olumlu bir anlamda ” onların eylemlerini ( bütün gerçeğiyle) kavrayanlar” şeklinde okuna bileceği gibi, nötr bir anlamda ” Berikiler aleyhine tartışmadan galip çıkanlar” şeklinde de okunabilir.
Fakat, bu iki gruptan ” onların durumunu Rableri daha iyi bilir” diyenler, bir sonraki âyette ” bilinmeyen hakkında atıp tuttukları” için kınananlardan olmasa gerek. Aksine onlar ” Rabbim daha iyi bilir” (22) diyenlerdir.
Berikiler ise, belli ki onların karşısında yer alan ” bilinmeyen hakkında atıp tutan” ve ” Rabbim daha iyi bilir” demek yerine kendi noksan bilgilerini mutlaştırarak kestirip atmışlardır.
Putperest kültürle hatıraları henüz taze olan bu ikincilerin, azizlerini putlaştırma ve fetişleştirme süreçlerine, âyette bir îmâ var gibidir. Hz. Peygamber’in ” Allah… lanet etsin; onlar peygamberlerinin ve azizlerinin kabirlerini mescid edindiler” sözü de azar içeren bu îmânın amacıyla mutabakat halindedir. ” ( Kur’an-Meal-Tefsir)
Tarihin huzurla buluştuğu Efsus şehrine uzaklığı yedi kilometre mesafesinde bulunan Ashab-ı Kehf dağında yapılan tetkiklerde, araştırmalarda , Yedi Uyurlara atfedilen mağaranın bulunduğu yerde, Bizans dönemine, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait bir kilisenin kalıntısı ve varlığı günümüze kadar gelmiştir.
Afşin yakınlarındaki mağaranın yani Ashab-ı Kehf makamının olay sonrasında kilise olarak kullanıldığının kanıtları, alametleri ise günümüzde bile halâ varlığını muhafaza etmektedir.
Müslümanlar tarafından fethedilen böylesi kutlu ve mutlu mağaranın camii olarak hizmet etmesi tarihin huzurla şehir olan Afşin’a dün ve bu gündür şerefle, izzetle, manevi olarak hizmet etmektedir.
Böylesi kutlu bir mekan ve makam olan Ashab-ı Kehf diyarı, günden güneş gelişmekte, insanları toplamakta, ziyarete gelenler tarafından takdir ve taltif edilmektedir. Tabii ki, Ashab-ı Kehf makamının gelişmesine, günden güne daha bir şekilde güzelleşmesine sebep olan Gönül Der’i yani şu anda hac görevinde olan Hüseyin Bozkurt hocayı, Afşin Haber Merkezi ve sahibi Halil Demir beyi kutluyoruz.
Bunların tanıtım çalışmaları, hizmetleri sayesinde böylesi kutlu bir mekan ve makam olan ” Tarihin Huzurla Buluştuğu Afşin” daha güzel günlerle tanışacak, buluşacak, Tanır beldesiyle. Hurman nehri ile, Göz pınarı ile, insanlar buralara teşrif edecekleri, akın akın bu kutlu beldeyi ziyaret edeceklerdir.
Ümit ederim ki, Afşin Ashab-ı Kehf proğramları, çeşitli etkinliklerle varlığını sürdürecek, Bisiklet yarışları ile, koşularla,. Güreş festivalleri ile, futbol etkinlikleriyle daha bir etkinlik kazanmış olacak, okullar arası İslam tarihi bilgi yarışmaları ile, Afşin İmam-Hatiip Okulu öğrencileri arasında yapılacak, siyer, fıkıh, Kur’an okuma, anlama ve güzel ses ve sada yarışamaları ile günden güne farklı bir boyut kazanacak, böylelikle tanıtım işleri aksamadan devam etmiş olacaktır.
Ashab-ı Kehf makamında yapılacak bir şiir yarışması, naat, gazel ve edebiyat hizmetleri makamı tanıtmaya yönelik yapılmalıdır. Hayati Vasfi Taşyürek, Mahzuni, Erbabi ve benzeri ozan ve şairlerin hizmetleri gündemi meşgul eder olmalıdır.
Örneğin, bir kaç hafta önce idi!.. Hollanda’nın bir caddesinde gezerken, hayati ağabeyin ” Saçların” isimli şiirini dinlemem beni memnun etmiştir. Bendeniz, Hayati ağabeye rahmet okudum. Şunu ifade etmeke istiyorum; Afşin şairleri, edipleri, ozanları bölgesel olmaktan çıkmış ülkesel duruma yönelmiştir.
Bu vesile ile, Afşin Belediye Başkanı Koray beyi kutluyorum. Afşin 2. Noteri Mehmet Turan beyi de tebrik ediyorum..Türk şiirine, musikisine vermiş oldukları hizmetlerinden dolayı kutluyorum.. Bu kardeşlerimiz, kalplerindekii hissiyatı fiiliyata dökerek, Afşin’i yaşamak, yaşatmak istiyorlar!.. Sağ olsunlar, var olsunlar..
Netice olarak;
Yukarıdan berii anlatılmaya, izah edilmeye çalışıldığı gibi, tarihini huzurla buluuştuğu Afşin İlçesi adına daha yapılacak çok çok etkinlikler ve hizmetler bulunmaktadır.
Yeter ki, mes’eleye dilbeste olalım!.. İş içinden daha başka işler çıkmış olacaktır. Bu gün kısmen unutulmuş olan ” Eski pehlivanlar neredesiniz?” sorusu, cevabını fiili olarak bulmuş olacaktır.
Meydanlar, yeniden Afşin pehlivanlarını beklemektedir. Merkez Afşin olmak üzere, köy köy, kasaba kasaba tüm pehlivanlar yeniden gündem oluşturacak, Bekir Böke’ler, Topal Ali’ler, Çapar Eşe Durdular güreş meydanına fırlayacak, seyredenleri coşturacaklardır.
Çocuk yaştaydım!.. Merhum Topal Ali ile, merhum Haci Ömer’in Karagöz-Kapılı köyündeki kıyasıya yapılan güreşlerini unutmam mümkün değildir. Her ikisine de rahmet diliyorum. Bu vesile ile,
Afşin Haber Merkezi Müdürü ve sahibi Halil Demir kardeşe selam ediyor, başarılarıın devamını niyaz ediyorum.. Bir gurbetçi Afşin’li olarak yanlarındayım, seslerini,. Soluklarını duyurmaya devam edeceğim!.. Selam ve dua ile..
*
Şerafettin Özdemir



