

” Gerçekten de Biz yeryüzünde bulunan şeyleri, onlardan hangisinin daha güzel davranacağını sınayalım diye oraya ( cazibe katan) birer süs unsuru kıldık.” ( Kehf sûrei, âyet 7)
İşte, bu manevi süs Afşin Ashab-ı Kehf erleri ve bu kutsal makama gönül vermiş büyük Selçuklu komutanı Afşin bey gibi simalardır.
Malazgirt ovasında rüzgar alan Müslüman Türk bayrağı Tutuş bey, Atsız ve Afşin bey gibi yiğit komutanların omuzlarında daha yücelere çıkmış, Anadolu toprakları bunların akınları ile, bir bir fethedilerek Türk diyarı olmuştur.
Afşin bey, bakıyorsunuz İstanbul surlarının önünde görünür, akabinde nazar ediniz ki, Efsus diyarındadır. Zaten, kendi ismini taşıyan Til Afşin beldesi onun zafer narasıyla Türk olmuş, İslam şerefi ile şerefyab olmuştur.
Til Afşin ismi, ” Tepe arkası” adıyla tarihe mal olmuş bir vatan parçasıdır. Onun içindir ki, Afşin İlçesi bidayette Efsus iken, Efesos iken, sonraları Afşin İlçesi olarak, diyarı Ashab-ı Kehf makamı ile tarihe mal olmuş bir yerleşim birimidir.
Zaten, Afşin Bey gibi komutanları,Emevi kumandanlarını bu topraklara cezbeden de Ashab-ı Kehf makamıdır. Bu makamın insanlığa sunmuş olduğu manevi haz, duygu ve iman hareketidir.
Afşin bey, bir çok alp eren gibi Horasan’dan gelen bir akıncı beyidir. Böylesi bir yiğit komutan; Anadolu’nun kaderinde derin ve unutulmaz izler bırakan bir iman ve ordu komutanı, akıncı beyidir.
Böylesi değerli, mümtaz bir komutan, sıradan, hemencecik unutulacak, geri plana atılacak, ismi tarihin derin sayfalarında kalmış bir yiğit değildir.
Sultan Alpaslan’ın idaresinde elli bin kişilik bir ordu ile, iki yüz bin kişilik Bizans ordusunu tarümar etmiş, Malazgirt zaferini müteakip Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi için uhdesine verilen akıncılarla Antakya önlerine gelmiş, oradan hızını kesmeyerek İstanbul’a kadar yürümüştür.
Adıyaman toprakları, Maraş bölgesi ve her gittiği yerde derin izler bırakarak Türk_islam tarihinin unutulmaz bir komutanı ve siması olmuştur.
Afşin bey, K. Maraş, Türkoğlu, Göksun, Elbistan ve Afşin bölgelerinde bir çok zor başarılı eyleme imza atarak Efsus topraklarını mesken edinmiştir. Afşin coğrafyasında, hali hazır onun namıyla, adıyla Afşin kalesi bulunmaktadır.
Sayın Belediye başkanımız Koray beyden istirham ederiz ki, Afşin kalesinin şanına ve ününe uygun tarzda restore edilerek, Afşin insanı için için hizmete açılmış olmasıdır. Afşin kalesinin restorasyonu Afşin insanına yatırım olarak geri dönecektir.
Bu vesile ile, Kalenin hizmete açılması ile, hem Afşin insanı müstefid olacak, hem de Ashab-ı Kehf makamı tarihde ve dindeki yerini almış olacaktır.
Netice olarak,
Afşin bey gibi bir değeri Efsus topraklarına taşıya unsur, Ashab-ı Kehf makamıdır. Her Müslüman birey gibi Ashab-ı Kehf iman erlerine sevdalanmış, onların derin uykularından uyanarak, manen Anadolu’nun fethine katılmışlardır.
Günümüz dünyasına gelinceye kadar, Ashab-ı Kehf erlerinin Afşin ilçesine ve halkına deruni aşk dolu bir hizmeti bulunmaktadır. Bu vesiile ile, Afşin Gönül Der üyesi başkanı ve arkadaşları azmederek, diyar diyar yürüyerek
Afşin Ashab-ı Kehf erlerini tanıtmakta, onların yaşayış tarzlarını insanlığa örnek olarak göstermektedir.
Bu örnek halin kitleler tarafından bilinmesi, takip edilmesi, tanınması için emekli Öğretmen Hüseyin Bozkurt ve Afşin Haber Merkezi Müdürü Halil Demir, bihakkın öncülük yapmaktadırlar. Yüce Rabbim!.. Sa’ylerini makbul eylesin!..
Son sözler olarak, Afşin Beyi rahmetle anar, makamının cennet olmasını niyaz ederiim. Selam ve dua ile…
*
Şerafettin Özdemir



