reklam reklam reklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklam reklam
reklam reklam reklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklam reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

RAMAZANA HAZIRLANMAK

Yayınlanma Tarihi : Google News
RAMAZANA HAZIRLANMAK

Bismillâh…
Elhamdülillâh…
Vesselâtü Vesselâmü alâ Rasûlillâh…

Çok Kıymetli Gönül Dostları;
Şa’bân ayının son günlerindeyiz, on bir ayın sultanı Ramazân-ı Şerif’e kavuşmamıza çok az bir zaman kaldı. Ramazan’ı hakkıyla idrak ve ihyâ edebilmek için yapacağımız hazırlıklar hakkında şu 12 hususu bu yıl da fakir-i pür-taksir olarak arz ediyorum:

1 – Bir odamızı düzenleyip, küçük değişiklikler yapalım, şâyet bu odada huşûyu bozacak resimler varsa onları kaldıralım ve odamızı sâde bir ibâdet mekânı yâni küçük bir mescit hâline getirelim.

2 – Odada ibâdet etmek için hazırladığımız o küçük yere, tâbir câizse ev mescidine namaz elbisemizi, takkemizi / örtümüzü, seccâdemizi, Kur’ânımızı ve tesbihimizi koyalım ve “İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.” (Zilzâl, 99/4) Âyeti mûcibince bu yerin, eşyâların, seccâdelerin, Kur’ân tilâvetinin ve tesbihâtın kıyâmet günü bize tanıklık etmesi için şâhit tutalım.

3 – Bu odaya bir kutu koyup, üzerine “Ramazan Kumbarası” yazalım ve içine her gün bir miktar para atalım ve Leyle-i Kadir’de bu kumbarada biriken paraları öksüz ve yetim çocuklara tasadduk edelim veya bu parayla bayram kıyâfetleri alıp ihtiyaç sâhiplerine dağıtalım.

4 – İmkânlar nispetinde her gün ya da günaşırı veya haftada bir fakir fukarânın iftar sofrasına bir pide, bir kap yemek veya bir tas çorba götürmeye yahut iftara dâvet etmeye çalışalım.

5 – Kur’ân’dan, ezberimizde olmayan bir sûre seçelim ve Allah’a (c.c.) söz verip bu sûreyi Ramazan ayının hediyesi olarak ezberleyelim. Bu ezber inşaAllah bizim için Ramazan’ın feyz ü bereketiyle büyük bir ecir olacaktır.

6 – Bu ayda, Kur’ân tilâvetini, zikrullahı, sâlât ü selâmı, tevbe-istiğfârı ve hayır hasenât yapmayı daha çok arttıralım.

7 – Cenâb-ı Hak; “Bana duâ edin ki size icâbet edeyim.” (Mü’min, 40/60) ; “Eğer kullarım sana beni sorarlarsa, şüphesiz ki ben onlara çok yakınım. Duâ edenin duâsına her zaman karşılık veririm” (Bakara, 2/186); “Duâlarınız olmasa ne ehemmiyetiniz var” (Furkan, 25/77) buyurması sebebiyle Ramazan’da daha fazla duâ edelim ve birbirimize de “günahsız ağızla” duâ etmeyi unutmayalım. Ayrıca kardeşlerimizden / arkadaşlarımızdan üç ya da daha fazla kişiye de isimleriyle duâ edelim ve onlardan da bizim için duâ etmesini isteyelim. Allah’ın (c.c.) izniyle; “Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için duâ ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye duâ eder.” ve “Rabbiniz hayiydir (çok hayâ edendir), kerimdir. Kulu duâ ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O, ellerini boş çevirmekten hayâ eder.” Hadîs-i Şeriflerini hatırımızdan çıkartmadan din kardeşlerimiz için de özel olarak münâcatta bulunalım.

8 – Bu ayda Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmeye ve sûrelerin tefsirlerini okuyup âyetlerin mânâsını da idrâk etmeye çalışalım. Zîrâ Yüce Rabbimiz tarafından, Kur’ân’dan tilâvet ettiğimiz her harf için on hasene verileceği vaadini unutmayalım. Öyleyse Ramazan’da bu ecirleri kazanmak için fırsatı ganimet bilelim ve bol bol Kur’ân okuyalım.

9 – Ramazan ayında şu üç vakti çok iyi değerlendirelim:
I- İftara yakın vakitler, kalbin Rabbine en yakın olduğu çok kıymetli zaman dilimleri olduğu için bu mübârek vakitleri mutlaka zikir tesbih ve duâ ile değerlendirelim.
II- Sahura kalkınca, teheccüd namazı kılalım, sahura hazırlanırken, dilin ve kalbin daima zikir ve tesbihât ile meşgul olması için gayret gösterelim.
III- Her haftada bir gün veya daha fazla gün; sabah namazını kıldıktan sonra kerahet vaktinin geçmesini beklerken uzun uzun tefekküre dalalım, duâ edelim, salât ü selâm getirelim, tövbe edelim ve evrâdı ezkâr ile meşgûl olalım, Kur’ân okuyalım ve işrak namazı kılalım. Bu üçüncüsün en zor, ancak ecrinin de o denli büyük olduğunu unutmayalım.

10 – “Cennet kapılarının açıldığı, şeytanların zincire vurulduğu ve Cehennem kapılarının kapandığı” ve her sâlih amele misliyle sevap ihsan buyurulduğu Şehr-i Ramazan’ı gaflet içinde geçirmemek için hayırda ve sâlih amelde yarışalım…

11 – Cemeatle namaz kılmak için câmiye girdiğimizde bâzı kereler Besmele çekip; “Neveytü’l-îtikâfe sünneten” (Sünnet olan îtikâfa niyet ettim) diyerek îtikâfa niyetlenelim ve câmiden çıkıncaya kadar dünya kelâmlı konuşmadan câmiden çıkalım ve îtikaf sevâbı alalım. Ramazan’ın son on gününde bunu her gün veya her vakitte yapmaya çalışalım.

12 – Bu mübarek ayda dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan, katledilen, inançları sebebiyle işkence edilen ve fakr u zarûret içinde yaşayan mazlumların felâhı için mutlaka duâ edelim. Özellikle dünyanın gözü önünde ABD destekli İsrail tarafından aç-susuz bırakılan, soykırım yapılan ve hunharca katledilen Filistinli / Gazzeli dindaşlarımızın ve ezanları minârelerde buz tutan, çığlıkları gök kubbeyi delen, ancak Müslüman yüreklerden bir türlü içeri giremeyen, toplama kamplarında inim inim inleyen, nâmusları pay-i mâl edilen Uygur Türklerinin kurtuluşu ve Doğu Türkistan’ın hürriyeti için Yüce Rabbimize; -hiçbir şey yapamıyoruz, hiç olmazsa- her iftar ve sahur vaktinde “Beyaz Dilekçe”ler yollayalım. Cenâb-ı Allah’a göndereceğimiz dilekçelerimizde; Arakanlı, Kırımlı, Keşmirli, Kerküklü, Lübnanlı, Sûdanlı, Batı Trakyalı, … kardeşlerimizin, boynu bükük Mescid-i Aksâ’nın ve dünyadaki bütün mazlumların gözyaşının dinmesi için de arz-ı hâl edelim. Ve Türk milletinin yeniden târihî mefâhiriyle buluşması, İ’lâ-yı Kelîmetullah sancağını dünyanın dört bir tarafında hükümran kılması ve Ay -Yıldızlı bayrağımızın zafer burçlarında dalgalanması için de duâ edelim…

Hâşiye:

Allah’ım!.. Bizleri sağlık, sıhhat, âfiyet ve huzur içinde Ramazan’a kavuştur.

Yâ Rabbî!.. “Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şa’bân ve belliğnâ Ramazan.” (Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’bân’ı mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.)

Yâ Erhame’r-Râhimîn!.. Bizlere îman selâmeti ver, bizleri hidâyet verdiğin, rahmet ve nusretinle sarıp sarmaladığın kullarından eyle…

Yâ İlâhe’l-Âlemîn!.. İnâyetinle ibâdetlerimizi huşû ile yapmayı ve inşaAllah Efendimiz Aleyhisselâtü Vesselâm’ın şefkat ve şefaâtinden de hissedâr olmayı cümlemize nasip ve müyesser eyle…

Yâ Rabbe’l-Âlemîn!.. Geçmiş seyyiâtımızdan dolayı bizlere afv ü mağfiret eyle… “Ey Rabbim! Bana lutfedeceğin her türlü hayra muhtâcım!..” (Kasas, 28/24)

Allah’ım!.. Bizi; acıda, sıkıntıda, darlıkta, bollukta Senden râzı olan, takvâ, güzel ahlâk, ibâdet ve zikirle Senin rızâna eren, Mahşer Günü Müslüman olarak Huzûruna gelen kullarından eyle…

Yâ Rabbî!.. Cümle dertlilere devâ, hastalara şifâ ve borçlulara edâ ihsân eyle, hastane köşelerinde yatanları korktuklarına uğratma, umduklarına eş-Şâfî ism-i şerifinle tecellî buyur ve bizlere de sağlık, âfiyet ve îman selâmeti lütfeyle, duâlarımızı kabul eyle…

Yâ Erhame’r-Râhimîn!.. Bizim her hâlimizde özümüzü sözümüzü sâdık eyle, kalbiyle dili arasında uçurumlar bulunanlardan eyleme, bizi riyâdan, iki yüzlülükten berî eyle…

“Tevbe Yâ Rabbî, hatâ râhına gittiklerime,
Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime…”

Yâ İlâhe’l-Âlemîn!.. Bizleri ‘Dünyayı elimizden alma, ama kalbimize de koyma’ diyen ve Âhiret için Cennet azığı hazırlayan kâmil mü’minlerden eyle…

Yâ Rabbe’l-Âlemîn!.. Bizlere, ana babamıza, evlâtlarımıza, torunlarımıza ve cümle Müslümanlar ile bütün insanlara hidâyet eyle, bizleri bağışla, hâli hayatımızda amel-i sâlih nasip eyle, nesillerimize hayırlı evlilikler, mü’min nesiller, helâl rızıklar, sağlıklı ve hayırlı uzun ömürler ihsân eyle, şehitlerimizin rûhunu şâd eyle, geçmişlerimize rahmet ve mağfiret eyle ve gönüllerimizi de İlâhî aşla âbâd eyle…

Allah’ım!.. Bize hayırlı bir ömür, ölmeden önce tevbe-i nasuh ve ölüm ânında hüsnü hatime ihsân eyle…

Mahşer Günü de Livâü’l-Hamd altında toplanmayı, defterini sağ taraftan almayı cümlemize nasip ve müyesser eyle. Âmîn.

Yâ Rabbî!.. Kur’ân-ı Kerîm’in nâzil olduğu Şehr-i Ramazan hürmetine bizlere afv ü mağfiret eyle, bizleri nâr-ı cehennemden âzâd eyle, Cennet nîmetleriyle mütenâim eyle…

“Allâhümme;
Yâ Müfetiha’l-ebvâb
İftah lenâ hare’l-bâb” (Ey kapıları açan Allah’ım! Bize en hayırlı kapıyı aç)

“Hasbiyallahu Lâ ilâhe illa Hû. Aleyhi tevekkeltü ve Hüve Rabbü’l-arşı’l-azîm.” (Bana Allah yeter; O’ndan başka ilah yoktur. Ben sâdece O’na güvenip dayanırım. O, yüce arşın sâhibidir.) (Tevbe, 9/129)
Âmîn, Âmîn, yâ Muîn…

Cümlemizin emâneti Rahmân ve Rahîm olan “Sonsuzluğun Sâhibi”ne ola…
Gönüllerimiz serâpa “LÂLE”ye müştak “GÜL” aşkıyla dola…
İdrak edeceğimiz Şehr-i Ramazan’ın her günü ve her gecesi cümlemiz için hayırlı, feyizli ve bereketli ola…
Bâkî selâm ve duâ ile…

*

Dr. Mehmet GÜNEŞ

reklam

YORUM YAP