


31 Ekim 1919’da Sütçü İmam’ın attığı kurşunla başlayan İstiklâl Mücâdelesinin ilk meş’alesini yakan ve “12 Şubat 1920’de “KENDİNİ KURTARAN ŞEHİR” diye ismini tarihe altın harflerle yazdıran Maraş’ın kurtuluşunun 106. yılında edelerin şeref ve gurur kaynağı olan 12 Şubat Kurtuluş Bayramı’mızı en kalbî duygularımla kutluyor; Sütçü İmam, Rıdvan Hoca, Aslan Bey, Ali Sezâi Efendi, Abdal Halil Ağa başta olmak üzere cümle gâzi ve şehitlerimiz ile her biri kırk çatal yürekli yiğit olan çetelerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Bu vesîleyle Kahramanmaraş’ın ismiyle ilgili hiç unutmadığım bir hâtırâmı da sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yozgat’ın mânevî mîmârı olan ve 24 yıl önce Âhirete doğan merhum Şehzâde Ahmet Şevki Ergin Hocaefendi’yle bundan 45 yıl önce ilk karşılaşmamız sırasında aramızda geçen bir konuşmayı sizlere nakledeceğim:
1981 yılında Sağlık Müdürlüğündeki bir toplantı için Yozgat’a gitmiştim. Toplantı hitamında hem ikindi namazını edâ etmek, hem de bir Allah Dostu olduğunu işittiğim, ancak hiç görmediğim Şeyhzâde Ahmet Efendi’nin elini öpüp hayır duâsını almak için bahse konu yere çok yakın olan Şeyh Ahmed Camii’ne gittim. Namaz sonrası musafaha yapılırken her hâlinden, hilâl bıyıklarından, kısa kollu gömleğinden ve şekli şemâilinden oradaki cemaatten olmadığı, yabancı olduğu belli olan bana, emekli öğretmen olan ve dedesinin camiinde 47 yıl fahri imamlık yapan Şeyhzâde Ahmet Efendi; “Nerelisin Evlâdım?” diye sordu. “Kahramanmaraşlıyım Hocam” cevâbını verince gülümsedi ve “Yok evlâdım! Siz Kahramanmaraşlı değil, Gâzi Maraşlısınız! Yozgat’a hoş gelmişsiniz Gâzi Maraşlı evlâdım.” dedikten sonra şunları söyledi: “Evlâdım; gâzilik dînî bir mertebedir, kahramanlık dînî bir rütbe değil, dünyevî bir sıfattır. Siz Anadolu’da ilk kurtulan ve gâzîliği anamızın ak sütü gibi hak eden ilk şehrimizsiniz. Antep sizden 22 ay sonra, Maraşlıların da katkısıyla 25 Aralık 1921’de kurtuldu. Ancak gâzîlik Antep’e verildi…” dedi…
O zamana kadar gâzîliğin dînî bir rütbe, kahramanlığın ise dünyevî bir sıfat olduğunu hiç düşünmemiştim. Odasının duvarında; “Sen istersen tekrarı hayâl değildir.” ibâresi yazılı bir Osmanlı haritası asılı bulunan, millî kültür ve tarih şuuru zirvelerde olan gerçek bir Allah Dostu, kâmil bir mü’min, her hâliyle bir büyük insan ve mübârek bir Anadolu evliyası olan Yozgatlı Şeyhzâde Ahmet Efendi’yi de bu vesîle hayırla yâd ediyorum. Ne demişler; “Sözlerin büyüğü, büyüklerin sözüdür…”
Ve cümle “Gâzi Maraşlı” azîz hemşerilerimin 12 Şubat Kurtuluş Bayramını cânı gönülden kutluyorum.
Bâkî selâm ve duâ ile…
*
“Dr. Mehmet GÜNEŞ”



