

” Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.” ( Bakara sûresi, âyet 264)
Allah Rasulü’de (sav): ” Kim, görsünler ve duysunlar diye bir kişiyi yüceltirse Allah’da kıyamet günü onun gösteriş ve insanlara duyurma niyetini ortaya çıkarır.” ( Ebû Dâvud, Edep, 35) buyurmuştur.
Sahabe-i kirama, kendileri için en fazla korktuğu şeyin küçük şirk olduğunu söyleyen Allah Rasulü’ne: ” Ey Allah’ın Rasulü, küçük şirk nedir?” diye sorduklarında şöyle cevap vermiştir:
” Riyadır. Yüce Allah kıyamet gününde kullarına amellerin karşılığını verdiği zaman, onlara ‘ Dünyada kendilerine riyakârlık yaptıklarınızın yanına gidin! Bakın acaba onların yanında bir mükâfat ya da bir hayır görebilir misiniz?” diyecek.” ( Beyhakî, Şuabü-l imân, , V. 333.)
Zikredilen bu ayet ve hadislerden yola çıkarak, kendi hal ve ahvalimizi, riyanın neresinde olduğunuzu, olmadığımızı hesap etmeliyiz. Görünen, müşahade edilen odur ki, riyanın, gösterişin, çalım satmanın tam ortasındayız..
Kendimiz, hanımımız, çoluk ve çocuklarımız, giyimde, kuşamda, yemde, yiyecekde onulmaz bir savurganlığın, gösterişin, beğenilme arzusunun tam ortasındayız.
İsterseniz, evlerdeki gardroba bir nazar ediniz. Ne göreceksiniz orada? Her güne bir takım elbise, renk renk takımlar, her çeşit kumaştan imal edilmiş giysiler.
Sofralarımız hakeza!.. Her sofrada sanki bir kuş sütü eksik!.. Yediğimizi yiyioruz, yemediğmizi çöpe havale ediyoruz. Zannediyoruz ki, tüm insanlık bizim gibi konfor ve rehavet içersinde?
Aslında, madalyonun öbür yüzüne bakmamız lazımdır. Ayaklarında bir yırtık pabuç bile olmayan garibanlara, yoksullara, saillere, Filistinli, Gazzeli Müslüman fakirlere..
İmaj kıskacında insan bedeni!.
Beğenilme, insanlardan aferin alma pahasına ne tür çılgınlıklar yapmamaktayız ki, kuaför salonları dop dolu hakeza!.. Güzellik adına çalışan bürolar, odalar, kamaralar, bakımlar, renga renk saç yapıtları, kıvrım kıvrım lüle lüle saç tasarımları!..
Evlerde, envai çeşit kozmetik ürünler, maalesef dışa odaklı insan, hep beğenilme arzusu ile yollara düşmüş, maddiyyatı var veya yok düşünmeyip sokağı dolduran insanlık nereye kadar gidecektir?
El alem ne der?
Maalesef, bütün bu savurganlığın temelinde yatan arzu ve ihtiras, ” El alem ne der?” kaygısıdır. Bütün bunlar, çağı etkisi altına alan güzellik algısı, insanın yaratılışına gereksiz, lüzumsuz yere mühalede bulunmasına da sebebiyet vermektedir.
Adeta, yaşlanmaktan korkuyoruz!.. Bu düşünce hayatımızı kâbusa çevirmiştir. Daha doğrusu ihtiyarlamak, yaşlanmak istemiyoruz!..Onun içindir ki, burun ameliyatları, estetik plan ve projeler hayatımızı bize zindan etmiştir.
Netice olarak;
İnsanlık, bu ahvalde nereye gitmekte, nereye savrulmaktadır? İnsanın ömrü, yaşamı bellidir, akibet kara toprağın kara bağrına yolculuk yapılacaktır!..
Dünyevi saltanatlar, depdebeler yerini toprağa, yok olmaya bırakacaktır!.. Öyleyse, geliniz bu israf dolu gidişata bir çeki düzen verelim. Bunu şatafatın yerine, kendimizi sade bir yaşama, israftan uzak bir sadeliğe bırakalım.
Estetik operasyonlar, çıkmaz sokaktır!.. Saç ektirme, burun takdırmakla ihtiyarlığı önlememiz mümkün değildir!.. Mes’eleyi, tabiiliğe bırakırsak rahat bir yaşama adım atmış oluruz.
İnsan dış dünyayla kurmuş olduğu ilişkiyi imajdan, riyadan, caka satmaktan, gösterişten uzak bir kimlikle ve hüviyete büründürürse, prestij kaygısını bir tarafa itip moda adılan verilen fani bir takım akımlara karşı dikkatli olacak, kişiliğini onlara kaptırmayacaktır. Böylelikle,
Böylesi bir kişi hem taklit hastalığından kurtulmuş olacak, zarafeti, güzelliği dış kabukta aramaktan vaz geçip iç dünyasını mamur ve imar edecektir. Bir nevi iki yüzlülük olan bu tehlikeli gidişattan kendini kurtarmış olacaktır!.. Selam ve dua ile..
*
Şerafettin Özdemir



