

Ev halkının yoğun talebi neticesinde, yaklaşık dört yıldır Maysa bizimle birlikte yaşıyor. İlk zamanlar evimizin sevimli misafiriydi, şimdi ise ailenin tartışmasız bir ferdi.
Hayatımıza kattığı en büyük değişiklik ise özgürlüğümüz oldu. Çünkü Maysa bizimle seyahat etmiyor, misafirliğe gitmiyor, kapının dışına çıkmayı da hiç istemiyor. Bir yere gideceksek mutlaka evde ona refakat edecek birini ayarlamamız gerekiyor. Ailecek ikiye bölündük desek yeridir. Kısacası, seyahat planlarımızın gizli yöneticisi Maysa.
Bilenler bilir cinsi gereği öyle çok sokulgan bir kedi de değil. Yıllarca kendi hâlinde yaşadı. Ama son bir aydır evde en çok benim bulunmamdan mıdır bilinmez, peşimden ayrılmaz oldu. Gittiğim odaya geliyor, yanımda uzanıyor, sessizce beni izliyor.
Sabah evden çıkarken sitem ediyor, akşam daha asansörün sesinden geldiğimi anlayıp kapının önünde bekliyor. Eve girince de birkaç dakika boyunca adeta hesap soruyor.
Bir de işin görünmeyen tarafı var: Her gün tarama, her gün tüy toplama… Evde tüy görmeyince bu defa “Acaba Maysa nerede?” diye etrafa bakıyoruz.
Evine bir kedi almayı düşünenlere tavsiyem şu: Sadece sevimli bir kedi sahiplenmiyorsunuz; hayatınızın düzenini değiştirecek yeni bir aile ferdi kazanıyorsunuz.
Hayatınıza girmeye görsün, bir daha çıkartmak mümkün olmuyor.
Biz de bu gerçeği kabul ettik:
Biz Maysa’yı sahiplendik sanıyorduk; meğer Maysa bizi sahiplenmiş de haberimiz yokmuş.
*
Ramazan Tahiroğlu


