reklam reklam reklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklam reklam
reklam reklam reklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklamreklam reklam reklam reklam reklam

Kimlikle değil, ahlakla değer kazanırız.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Kimlikle değil, ahlakla değer kazanırız.
“Şiilere küfreden Cübbeli, İran’da doğsaydı muhtemelen Sünnilere küfreden bir fanatik olurdu.” demiştik. Bu söz, bir kişiden çok bir zihniyete işaret ediyor. İnsan, çoğu zaman içine doğduğu çevrenin etkisiyle düşünür ve taraf olur.
Aynı durum, ırkını üstün görenler için de geçerlidir.
Hiçbirimiz anne ve babamızı seçmedik. Irkımızı biz belirlemedik. Cinsiyetimizi de biz tayin etmedik. Hasbelkader kimimiz Türk, kimimiz Kürt, kimimiz Arap, kimimiz Acem, kimimiz Çerkes… Bunların hiçbiri kendi başarımız değildir.
Hatta Yüce Allah bizi insan olarak değil, başka bir canlı olarak da yaratabilirdi. Öyleyse övünmemiz gereken şey; soyumuz, ırkımız veya doğduğumuz coğrafya değil, insan olarak yaratılmış olmamız ve bu nimetin hakkını vermeye çalışmamızdır.
İlle de öne çıkacaksak; bunu soyumuzla değil ahlakımızla, atalarımızla değil adaletimizle, mensubiyetimizle değil ortaya koyduğumuz emek ve güzel amellerle yapalım.
Çünkü başkasının fazileti bize fazilet kazandırmaz.
Ne güzel buyurmuştur Sevgili Peygamberimiz:
“Amelinin geri bıraktığı kişiyi nesebi ileri götürmez.”
İnsan, babasının veya dedesinin yaptıklarıyla değil; kendi ahlakı, kendi adaleti ve kendi ameliyle değer kazanır.
*
Ramazan Tahiroğlu
reklam

YORUM YAP