fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.
























AFŞİN HABER MERKEZİ













bodrum escort

Dün vefat eden Yusuf Açıkgöz, Mehmet Gören’e Röportaj vermişti.

Dün vefat eden Yusuf Açıkgöz, Mehmet Gören’e Röportaj vermişti.
12 Mart 2022 - 7:46

Dün vefat eden Yusuf Açıkgöz hayatta iken Yazar Mehmet Gören’in Afşin’in geçmişine yönelik Röportaj vermişti.Bu röportajlar Geçmişten geleceğe adlı kitapta yayınlanmıştı.

14 Nisan 1927 yılında Afşin Çağılhan Mahallesinde (Köyü) doğdum. Babamın köyde 50 dönüm kıraç arazisi, yüz kadar karakovan balı ve bir çift öküzü vardı. Öküz güddüm, davar yaydım. Çocukluğumuz tarlada, bayırda geçti.
1935 yılında ilkokula yazıldım. 1943 yılında mezun oldum. Okulumuzun 250 mevcudu vardı. Jandarma çocuk toplardı. Çocuklarını okula göndermeyenleri de hapse atardı.
İlkokulu bitirdikten sonra dayım köy enstitüsüne kayıt ettireceğim dedi ama babam göndermedi. Abim İzzet AÇIKGÖZ bıçakçılık yapardı. Onun yanında çalıştım. Körük çektim, zımpara yaptım.
1945 yılında Ankara’ya götürdü dayım beni. Tüccar terziydi. İki yıl orada çalıştım. O zamanlar ekmeği karne ile dağıtıyorlardı. İki ay sonra Afşin’den nüfus cüzdanım geldi. Cüzdan yoksa ekmekte yoktu. Cüzdan gelince her gün yarım ekmeği hak ettik. Allah’a şükür şimdi her şey bol bol…
Eşref isminde bir amcam vardı. Birinci Dünya Savaşında Beyrut’ta Fransızlara esir düştü. Tam 12 yıl esir kaldı. Esareti bitince Çağılhan’a geldi. Bir iki sene köyde kaldı.
1935 yılında köyde bir kavga oldu. Köyde ahraz diye biri babamın kulağına yanlışlıkla kama ile vurdu. Babam kulağını Elbistan’da diktirdi. Annem aslen Afşinli amcamın karısı Beyrutlu… Ya bizi boşayın ya da köyden Afşin’e göçün dediler. İki kağnı ile Çağılhan’dan Afşin’e 1935’in Kasım ayında göçtük. Çakmış oğlu Abdullah Efendinin evini kiraya tuttuk seneliği 5 liraya. Beş baş amcamgil, dört baş babamgil. İki kardeş üç odalı evde üç yıl boyunca oturdu. On yıl süreyle kiracı gezdik.
Babamın iki eşeği vardı. Onlarla Maraş’a ve Kayseri’ye buğday götürür, oradan meyve getirirdi. Daha sonra Kazım GÖK’ten sermaye alarak kasap dükkanı açtı babam. 1944 yılında Afşin ilçe oldu. Babamda Özel İdare Tahsildarı oldu. Emlak vergisi ve yol vergisi toplardı. Bende bir defasında yol vergisini yatırmadığım için Afşin Elbistan yolunda Çağılhan ile Kabaağaç arasında üç gün çalıştım. 18 yaşını doldurandan devlet yol parası adı altında vergi alırdı. Vermeyenleri ise yollarda çalıştırırlardı.


1946 yılında askere gittim. Abim Alman Harbinden dolayı terhis edilmediğinden 4 yıl boyunca gelemedi. Bundan dolayı da beni askere almadılar. Bende evlenmek istiyordum. Babamda askerliğini bitirmeden evlendirmem diyordu. Babam köylerde tahsilat yaparken Elbistan’a gittim. Elbistan Askerlik Şubesinde gönüllü olarak jandarma yazıldım. O zamanlar Afşin’de askerlik şubesi yoktu. On arkadaşın evraklarını askerlik şubesi başkanı bana verdi. Şubat ayıydı. Maraş’a gidip muayene olacaktır. Kelle derisi satın aldık ki çarık yaptırıp Maraş’a gidelim diye. Yollar karlı, hava da tipi yola çıktık. Yürüyerek gidiyoruz. Şimdiki gibi arabayla bir saatte gitmiyorduk. Dağları, ovaları, kayaları, karı, çamuru, tipiyi aşıp gidiyorduk. Çavuşun hanı vardı. Hem bizim buralardan hem de Maraş’tan gelenlerle dolmuştu. Ahırı da yan taraftaydı. Şimdikinin en kötü otelinden bile daha kullanışsız bir yer. Mecburen kalıyorsun. Bende yeni bir elbise almıştım. Gece uyuduk. Samanlar tutuşmuş uyurken. Elbiselerimin çoğu yanmış, etimde hissettiğim de ateşin farkına vardım ancak. Üzerimden elbiseleri çıkarınca yanmaktan kurtuldum. Yangını da büyümeden söndürdük.
Sabah olunca Maraş’a doğru yola koyulduk. Ahır Dağı’nın eteğinden Maraş’a inmeye başladık. Teyzem vardı Maraş’ta onun yanına vardım. Halimi görünce kadının yüreğine indi. Korkmamasını söyledim. Olup bitenleri anlattım. Oğlunun elbiselerini giydim.
Askerlik Şubesi Başkanlığında doktorlar muayene etti. On kişiden sadece dört kişiyi jandarma yazdılar. Bu dört kişiden biri bendim. Diğerlerini çürük çıkardılar.
25 Mayıs 1946 yılında babam tahsilat toplarken ve hiç kimseye haber vermeden askere gittim. Malatya Kapıdere’den trenle Mardin’e gittim. Şükrü ÖZCAN diye bir arkadaşım beni yanına aldı. Terziydi. Ben de askerlerin elbiselerinin tamiratını yapıyordum. Altı ay sonra dağıtım olduk Kayseri’ye. Trenle Mardin’den Kayseri’ye onbir günde gittik. Beni İncesu’ya verdiler. Karakola vardık ki mahşeri bir kalabalık. O gün tiyatro varmış. Tiyatrocu kızı öldürmüşler.
Yüzbaşının postası oldum. Sonra bir paşa teftişe geldi. Yüzbaşım beni paşaya hizmet etmek için görevlendirdi. Paşa daha sonra beni yanına aldı posta olarak. Bu arada dört yıldan beri görmediğim abim beni askerde ziyarete geldi. Bu sırada askerlik 36 aydan 24 aya düştü. Bana vurmadı. Gönüllü yazılanlar 36 ay askerlik görevini yapacak dediler. 36 ay vatani görevimi yaptım.
Terzi Ali Usta’nın yanında çalıştım. Ali Usta babama bir makine alalımda Yusuf’a hisse vereyim, demiş. Babamda tamam, demiş. Gidip Antep’ten 250 liraya bir singer dikiş makinesi aldık. 40 para hesabına 8 para hisse verdi. Elektrik yoktu o zamanlar. Löküz ve gaz lambasının ışığı altında çalışırdık. En iyi elbise kadifeydi o zamanlar.
Kaynım Fahri KAYABAŞI ile birlikte de terzide çalıştım. Gençliğimde de namazımı kılardım. Sigara bile içmezdim. 4 defa kız istedik ama kimse veren olmadı fakirim diye. Kaynım Fahri bunu babasına anlatıyor. Kayınbabamda gelip babama benim bir kızım var kulağı sağır, gözü kör, ayağı topal bunu Yusuf’a vereceğim, diyor. Babamda, abooo, Durdu Ağa sen kızını verinde ben almaz mıyım, diyor. Orada işi pişiriyorlar. Babam alacaksın, diyor. Ben almam, diyorum. Evde bayağı bir tatsızlık çıktı. Sonra dayım ben gidip bakayım, dedi. Dayım gitti geldi, alma, dedi. Babamın hatırını kıramadım. Nişan takacak paramız yok. Bakkal İbiş ERTEKİN vardı. Beş kilo şeker istedik, yarına veririz dedik, tatlı yapacaktık ama vermedi. Sonra evlendik.


Kayınbabam iki evliydi. Kaynanam küçük hanımıydı. Kaynanam bir gün kayınbabama herkese sermaye veriyorsun, bizim oğlanla, damada da sermaye ver de bir dükkan açsınlar, diyor. Kayınbabam 2 bin lira var. İki ton elma, kuru üzüm, çir, pekmez var bunları da satın sermaye edersiniz, dedi. Bunları sattıktan sonra 6 bin lira paramız oldu. Terzi Hüseyin arkadaşım 6 bin de o verdi. 12 bin lira sermayemiz oldu. Bir bakkal dükkanı açtık. Kaynım dükkanda duruyor, bende Maraş’tan ve Kayseri’den mal getiriyordum.
Afşin’e ilk milangaz ocağını ben getirdim. 25 liraya sattım. İlk buzdolabını ve çamaşır makinesinde ben getirdim. Bayiliğini almıştım.
Otobüsçülükten tutun kamyonculuğa kadar esnaflığın her türlüsünü yaptım desem yerinde olur. Manifaturacılık yapıyorum hala.
1942 yılında kıtlık yaşandı. Binboğa Dağı’na çiriş deşmeye gittik. Amcam, oğlu Fahri, Arif ile birlikte 40 gün boyunca çiriş kökünü kurutup satmaya getirdik. Onu da değirmende öğüttük. Çirişi köşkerciler yapıştırıcı olarak kullanırlardı. Aynı japon yapıştırıcısı gibiydi. Birazını Afşin’de sattık. Birazını da Maraş ve Kayseri’de sattık ama 40 gün boyunca Binboğa Dağı’nda kaldığımız süre içinde yediğimizi ancak çıkarabildik. Nohutu ve fasulyeyi öğütüp ekmek ettik. Afşin’de buğday olmadığı için Andırın ilçesinden getirirdik buğdayı sırtımızda.
Aşağı Caminin karşısında Kale’nin dibinde tabakhane vardı. Kasaptan deriyi alırlar burada işlerlerdi. Az ileride iki adette su değirmeni vardı.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com

fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.