

Geçen yıl, organik tarıma merakımdan dolayı öteden beri doğal yapısı ve antik yönüyle dikkatimi çeken bir buğday türü olan siyez buğdayı ekmeye karar verdim. Ve ektim de…
Siyez buğdayı bugünkü modern buğdayın atası olarak bilinmektedir. Hititlerin bu buğdaya “zız” dedikleri, yüz yıllar içerisinde sözcüğün “siyez” e dönüştüğü düşünülmektedir.
İlk iş olarak Afşin’de siyez buğdayı eken kişi ya da kişiler var mı diye bir araştırma yaptım. Amacım, eken biri varsa hem ondan tohum almak hem de tecrübelerinden yararlanmaktı. Çiftçilere sordum, internetten araştırdım derken en nihayetinde Kabaağaç Mahallesi’nden Lütfü İlhan isimli bir vatandaşımızın 35 dönüm alana ektiği bilgisine ulaştım. Yaptığım araştırmalarda birçok haber sitesinin (2020 yılında) sayfalarında mezkur çiftçimizin ektiği siyez buğdayına yer vermiş olduğunu gördüm.
Kabaağaç muhtarını aradım ve İlhan Bey’i sordum. Muhtar, İlhan Bey’in köyde oturmadığını söyledi, oğlunun numarasını aldım ve onunla görüştüm. Babasının yaşlandığını, artık sağlığı elvermediği için ekim işlerini bıraktığını söyledi. Tohum sordum, “Maalesef yok,” dedi.
Bu buğdayın Kastamonu’da, bilhassa İhsangazi, Devrekâni ve Seydiler ilçesinde etkin bir şekilde ekilip işlendiğini biliyordum. Doğrusu iyi bir tohum almak için ne Kastamonu’ya gidecek zamanım ne de imkanım vardı. Bir akrabam vasıtasıyla rastgele Kastamonulu bir çiftçiden siyez buğdayı aldık. Uzun uğraşlar sonucunda tohumu Afşin’e getirttik.
Ekim zamanı geldi. Marabuz’daki sekiz dönümlük kıraç tarlaya ektim. Doğrusu, tohumların çıkması, yeşermesi, başak vermesi oldukça heyecan vericiydi…
O beklenen, büyük gün yani biçim zamanı geldi, biçerdövere biçtirdik. İşte bu buğdayın asıl sorunu, gerçek meselesi burada başlıyor!
Çünkü biçerdöver, bu buğdayı biçtiği zaman size ancak kavuzlu (kabuklu) tane olarak veriyor. Diğer bir ifadeyle biçerdöver, başağı tanelere ayırıyor ama taneler kendisini saran kavuzdan ayrılmıyor. Buğdayı kavuzundan ayırıp işlenebilir duruma getirebilmek için bir makineye ihtiyaç var. Değilse bu şekliyle ancak bulabilirseniz ve değirmenciyi ikna edebilirseniz eski usul taş değirmenlerde un yaptırabilirsiniz. Katma değeri çok yüksek olan Siyez bulguru yapamazsınız, erişte yapamazsınız. Zaten bu buğdayın yaygın bir şekilde ekilmemesinin asıl nedeni de bu.
Bir an için umutsuzluğa kapıldım. Heyecanım endişeye evirildi. Çünkü onca emek ve masrafla elde ettiğim buğdayı öğütememe durumuyla karşı karşıya kalmıştım. Başladım değirmenleri gezmeye. Biri, “Ekipmanım yok yapamam,” diğeri “Hiç denemedim, olmaz,” bir diğeri nazlandı “Şimdi işler çok yoğun, kışa doğru getir bir bakalım,” dedi. En sonuncusu “Öğütürüm ama bunun emeği çok, diğer buğdaylardan dört beş kat daha fazla ücret alırım,” dedi. Tereddüt etmeden kabul ettim. Öğüttük ve unlarımı aldım. Bir kısmıyla, içine biraz da yerli un katarak Afşin tabiriyle iki teklik açık ekmek (yufka) yaptırdım.
Siyez buğdayı çok bakım isteyen, nazlı bir bitki değil. Geçen sene malum, özellikle yağışa bağlı verimlilik gösteren kıraç yerlerden çok verim alınamadı. Zirai don, kuraklık… Ama, yine de Afşin tabiriyle evimin zahrası çıktı.
Son yıllarda hastalıkların çoğalması, eskiye olan özlem insanları yeni arayışlara, doğal beslenme yollarına sevk etti. Siyez buğdayı tarihler boyunca 14 kromozomlu yapısını korumayı başarmıştır. Doğal ve besleyici olması, glüten oranının düşük olması gibi birçok nedenle tercih edilen ve aranan bir buğday çeşididir.
Bu buğdayın ekimi ilçemizde sulu tarım yapma imkanı olan çiftçiler için zaten mantıklı bir seçim olmayacaktır. Çünkü sulu tarım yapılabilir yerlerde çiftçiler ticari getirisi yüksek olan ayçiçeği, pancar, mısır ya da verimi yüksek diğer buğdayları ekiyorlar.
Fakat siyez buğdayının başta Marabuz, Armutalan, Haticepınar, Tatlı, Kaşanlı, Büğet, Kangal gibi birçok köyümüzde sarp, engebeli, eğimli ve henüz modern tarım sistemlerinin ulaşmadığı bölgeler için ideal bir seçim olduğuna eminim.
Eğer Afşin Belediyesi ve Ziraat Odası birlikte bir projeye imza atar, Kastamonu’dan ıslahlı, sertifikalı siyez tohumu getirip maliyetine çiftçilere satarsa, yine bir makine alınıp çiftçilerin hasat edeceği buğdayın ücret mukabilinde kavuzla tanesini ayırt ettirilecek olursa bu buğdayın bizim kıraç topraklarda köylüler tarafından ekileceğine eminim. Elde edilen buğdaylar; un, bulgur, erişte vb yapılarak satılır ve hem kıraç topraklar boş kalmaz hem de köylü için iyi bir gelir olur.
*
MUSTAFA KALENDER




DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN