fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.



















AFŞİN HABER MERKEZİ











‘He­pi­mi­zin derdi çok, Der­di­çok he­pi­mi­zin’

‘He­pi­mi­zin derdi çok, Der­di­çok he­pi­mi­zin’

MEHMET GÖZÜKARA( mehmetgozukara@afsinhabermerkezi.com )
101 views
23 Aralık 2021 - 6:31

TECRÜBE İLE SABİT-29-

*

‘He­pi­mi­zin derdi çok, Der­di­çok he­pi­mi­zin’

Bir me­kâ­nı -şeh­ri, ka­sa­ba­yı, köyü- güz­leş­ti­ren, orada ya­şa­yan­lar­dır. Ya­şa­dık­la­rı bel­de­ye, gönlü güzel, ke­la­mı kibar irfan sa­hi­bi in­san­la­rın sev­gi­siy­le hoş gö­rü­nün şavkı yan­sır.
Güneş ışı­ğı­na ben­ze­yen bu yan­sı­ma dost-düş­man, gü­zel-çir­kin, soy-sop, din-mez­hep ayırt etmez.
Ana­do­lu’nun her köyü, hatta in­sa­nı üç aşağı beş yu­ka­rı bir­bi­ri­ne ben­zer. Ha­ya­tı yatay ya­şa­yan in­san­la­rın hi­kâ­ye­le­ri, dikey ya­şa­yan­la­rın­kin­den çok fark­lı­dır.
Ben Tanır di­ye­yim, siz Ber­çe­nek, Ha­ya­ti de­di­ğim­de de Mah­zu­ni an­la­yın. Ana­do­lu; ka­de­rin elin­den kaç­ma­ya ça­lış­mak­tan ko­va­la­ma­ya fır­sat bu­la­ma­yan ve sü­kû­tun­da söz giz­le­yen hâl ehli, der­viş gö­nül­lü in­san­la­rın irfan mec­lis­le­rin­de yak­tık­la­rı çerağ ile ay­dın­la­nır. Onlar hi­kâ­ye et­me­yi şi­ka­yet­len­me ola­rak al­gı­la­dık­la­rın­dan tür­kü­ler ya­kar­lar. ‘Yan­ma­yan ya­ka­maz’ ha­ki­ka­tin­den yola çı­ka­rak, hal­le­ri­ni tür­kü­le­re söy­le­tir­ler. Sa­mi­mi­yet ve ya­şan­mış­lı­ğa da­ya­nan her türkü de gönle do­ku­nur.
İşte, böyle, söy­le­dik­le­ri gönle do­ku­nan­lar­dan bir ta­ne­si de, ya­zı­mı­za konu ola­rak seç­ti­ği­miz Ömer Lütfü Piş­kin, nâm-ı diğer Der­di­çok’tur.
‘Tec­rü­be ile sabit se­ri­miz’in 23 nu­ma­ra­sın­da, Afşin’in Tanır ma­hal­le­sin­de med­fun Der­di­çok’tan bir cüm­ley­le bah­set­miş­tim. Sev­di­ği kızın baş­ka­sı­na gelin git­me­sin­den do­la­yı ken­di­ni ka­der­siz­ler­den ad­de­de­rek şi­ir­le­rin­de ‘Der­di­çok’ mah­la­sı­nı kul­la­nan Ömer Lütfü Piş­kin (1873-1937), El­bis­tan’ın Kı­zıl­co­ba ma­hal­le­sin­de doğdu. Hacı Tı­fı­lo­ğul­la­rı (Piş­kin­ler) ka­bi­le­sin­den Hafız Meh­med Efen­di’nin oğ­lu­dur.
İrti­ca­len şiir söy­le­me ye­te­ne­ği de olan Hafız Meh­med Efen­di, bir gün, Pı­nar­ba­şı’na ek­tik­le­ri kar­puz­la­rı ça­pa­lar­lar­ken, ya­kın­la­rın­dan geçen bir ge­li­nin oğlu Ömer Lütfü’ye iş­vey­le bak­tı­ğı­nı, oğ­lu­nun da aynı iş­ve­li ba­kış­la kar­şı­lık ver­di­ği­ni fark eder. Olan­la­rı büyük bir dik­kat­le iz­le­yen Meh­med Efen­di, bir yan­dan da oğ­lu­nun yap­tı­ğı ça­pa­yı göz­le­mek­te­dir. Ge­li­nin hal ve ha­re­ket­le­ri­ni af­sun­lan­mış gibi takip et­mek­te olan Der­di­çok, ke­se­ri­nin önüne gelen bir kar­puz te­ye­ği­ni de kes­ti­ği­ni far­ke­de­mez. Bunu gören Meh­med Efen­di, elin­de­ki ça­pa­yı fır­la­tır ve Der­di­çok’un kolu kı­rı­lır.


Bu durum kar­şı­sın­da ya­pa­cak fazla bir şey kal­ma­mış­tır. İlk sözü baba alır:

Ôlum niye mec­nun gezeñ?
Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi
Ca­hil­siñ canıñdan bezeñ
Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi

İçinde bu­lun­du­ğu ruh ha­li­ni, se­bep­le sonuç ara­sın­da bağ­lan­tı ku­ra­rak izah et­me­ye ça­lı­şan Der­di­çok da şu kar­şı­lı­ğı verir:

Baba ben gaz­mam bos­da­nı
Yar giy­miş mavı fıs­ta­nı
Bütün değer Al­bıs­tan’ı
Be­nim­ki naz­lı­nıñ derdi.

Oğ­lu­nun ak­lı­nın akıp git­ti­ği­ni gören baba da, na­si­hat et­mek­ten başka ça­re­si­nin ol­ma­dı­ğı­nı gö­re­rek şun­la­rı söy­ler:

Gur­ban olam ôlum ohu
Ohur­san olur­suñ sofu
Ôlum bu ce­hen­nem tohu
Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi

Oğ­lu­nun da ken­di­si gibi oku­yup hafız ol­ma­sı­nı arzu et­ti­ği­ni her fır­sat­ta ale­nen söy­le­mek­te beis gör­me­yen Meh­med Efen­di bunu bir kez de şi­ir­le dile ge­tir­mek­te­dir.

Çorap almış do­hu­ma­ya
Bül­bül gibi şa­hı­ma­ya
Dilim tut­maz ohu­ma­ya
Gez­di­ren (be­nim­ki) naz­lı­nıñ derdi

Ger­çek­ten de, Der­di­çok, baş­la­mış ol­du­ğu ha­fız­lı­ğı ta­mam­la­ya­ma­ya­cak; ancak, al­dı­ğı eği­tim­le imam­lık ya­pa­cak se­vi­ye­ye eri­şe­cek­tir.
Ba­ba-oğu­lun ir­ti­ca­len kaç kıta atış­tık­la­rı­nı bi­le­me­sek de, eli­mi­ze ula­şan yirmi kı­ta­lık atış­ma­nın son iki kı­ta­sı­nı da siz­ler­le pay­la­şa­rak, şi­ir­de­ki is­ti­dat­la­rı hak­kın­da fikir ver­mek is­ti­yo­rum:

Mem­med’dir ba­ba­yıñ adı
Çe­ki­lir gö­ze­liñ dadı
Oğlum etme bu inadı
Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi

Bu kı­ta­da ‘çe­ki­lir gö­ze­lin dadı’ mıs­ra­ın­da­ki ‘çe­ki­lir’ ke­li­me­si ‘kay­bo­lur’ ma­na­sın­da kul­la­nıl­mış ol­ma­lı­dır. Bunu, yergi şi­irin­de övgü ola­ma­ya­ca­ğın­dan ha­re­ket­le söy­lü­yo­ruz. ‘Ku­yu­nun suyu çe­kil­di’ cüm­le­sin­de de aynı durum söz-ko­nu­su­dur.
Der­ken, aldı sözü Der­di­çok:

Ara Der­di­ço­ğum ara
Babam benim bah­dım gara
Bir der­di­mi biñ def­te­re
Yaz­dı­ran naz­lı­mıñ derdi.

Dav­ra­nı­şı­nın ge­rek­çe­si­ni do­ğaç­la­ma şi­ir­le dile ge­ti­ren ba­ba­ya, oğ­lu­nun aynı üslup ve yön­tem­le cevap ver­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz.
Baba öğü­dü­nün kâr et­me­di­ği, Der­di­çok’un ha­ya­tıy­la or­ta­da­dır. Şöyle ki:
Der­di­çok, genç yaşta Gü­li­zar adın­da dul bir ka­dın­la ev­le­nir. Ve bu ev­li­lik­ten Fâdıl is­min­de bir oğlu dün­ya­ya gelir. Gü­li­zar’ın erken ölü­müy­le Fâdıl öksüz kalır. Der­di­çok, bu defa da, yine bir dul olan Fatik’le ev­le­nir. Bu ev­li­lik­ten de üçü erkek, altı ço­cu­ğu olur. Ha­ya­tın­da altı dul ka­dın­la ev­le­nen Der­di­çok top­lam yedi çocuk ba­ba­sı­dır.
Der­di­çok, öm­rü­nün son de­min­de önce Hacı Fâdıl’ı, ar­dın­dan da evli iki oğ­lu­nu kay­be­der. Bu acı­lar kar­şı­sın­da dili bül­bül, gözü ırmak ke­si­len Der­di­çok daha bir yanık söy­le­me­ye baş­la­ya­rak, din­le­yen­le­rin içini yakan ağıt­lar yakar:

Ben gışa du­tul­dum bahar ayın­da
Coş­kun sular gibi ahar âla­rım
Umu­dum yok yôsu­lun­da, ba­yın­da
Han­çe­ri sî­ne­me çahar âla­rım

Bulur muyum’ola gez­sem ovayı
Bu­la­ma­dım gu­zu­la­ra de­va­yı
Güç­lük ile yap­tı­ca­ğı yu­va­yı
Veriñ gazma kürek yıhar âla­rım

Gayrı gel­mez umud­cu­ğum ke­si­li
Gu­zu­la­rım ana ile kü­sü­lü
İki şapka iki yelek asılı
Çı­har­dır gar­şı­ma tahar âla­rım

Çifde yiğit ver­dim Efsus elin­de
Ba­ba­nıñ el­le­ri galdı be­lin­de
İki şapka ana­sı­nıñ elin­de
Evde otu­ra­mam gahar âla­rım

De­di­çoğ’um yana yana gav­rıl­dım
Kül oldum da yel es­dik­ce sav­rıl­dım
İki gelin, çifd yi­id­den ay­rıl­dım
Ci­ğe­rim ataşa yahar âla­rım

Bir başka ağı­dın­da da şöyle ağlar:

Derd­li­yim âla­rım yavru yi­tir­dim
El­le­rim goy­nu­ma sohar âla­rım
Hey ağa­lar ıssız eve gi­rin­ce
Vi­ra­ne gön­lü­mü yıhar âla­rım

N’oldu bi­le­mi­yom amanıñ n’oldu
Felek yi­idi­mi elim­den aldı
Fe­si­nen püs­gü­lü mey­dan­da galdı
Bahar göz­ya­şı­nı döker âla­rım

Ağ­la­yı ağ­la­yı gan oldu göz­ler
Yeter Der­di­çoğ’um hatm’oldu söz­ler
Va­ra­mı­yom eve anası sız­lar
Otu­rur boy­nu­mu büker âla­rım

Şa­ir­li­ği imam­lı­ğı­nın önüne geçen Der­di­çok, ba­ba­sı­nın is­te­ği ile bir hayli iler­let­me­si­ne rağ­men ha­fız­lı­ğı ta­mam­la­ya­ma­sa da, ek­me­ği­ni, bu yolda al­dı­ğı eği­tim ve edin­di­ği dinî bilgi ile yap­tı­ğı imam­lık­la ka­za­nır. Dram dolu bir hayat süren Ömer Lütfü Piş­kin, ‘Gadir Mevla’m sen­den bir di­le­ğim var/ Beni imam­lık­dan kur­tar Ya­ra­dan’ ben­ze­ri iç ge­çir­me­le­riy­le Ba­lık­çıl, Ma­ra­ba, Ave­ren ve İğde köy­le­ri­nin ya­nı-sı­ra o va­kit­ler El­bis­tan’a bağlı bir na­hi­ye olan Yar­puz/Efsus’a (Afşin) bağlı Tanır kö­yün­de imam­lık yapar.
Ömer Lütfü, ço­cuk­lu­ğun­da baş­la­yan baht­sız­lı­ğın ha­ya­tı­nın her ânına adeta iğne oya­sıy­la iş­len­di­ği­ni gös­te­ren ‘Der­di­çok’ mah­la­sı­nı tam ma­na­sıy­la hak eden bir şa­iri­miz­dir. İste­me­di­ği bir mes­le­ği sür­dür­mek du­ru­mun­da kal­dı­ğı ha­yat­ta; hüzün, has­ret, gam-ka­sa­vet, acı, ay­rı­lık, yok­luk ve göz­ya­şı na­mı­na her ne varsa hep­sin­den kıs­me­ti­ne dü­şe­ni faz­la­sıy­la al­mış­tır. Bu denli acı­ma­sız bir ha­ya­ta sahip olan Der­di­çok’un, gamlı gön­lü­nü şen­len­dir­mek için olsa gerek, fır­sat bul­duk­ça güzel -ne hik­met­se kız­la­ra değil de- ge­lin­le­re gü­zel­le­me koş­ma­lar söy­le­di­ği­ni de gör­mek­te­yiz.
İşte bir örnek:

Gak gedek Ay­ran­de­de’ye
Gezek göz­le­rin sev­di­ğim
Orda gövel ördek olak
Yüzek göz­le­rin sev­di­ğim

Kocañ gelir sa­hın­sa­na
Sağa sola ba­hın­sa­na
Baş bâ­la­yıp ta­hın­sa­na
Tozak göz­le­rin sev­di­ğim

Mayıs deper beyaz bal­dır
İnci­nir­sin yavaş gal­dır
Ef­ka­rın ne ise bil­dir
Yazak göz­le­rin sev­di­ğim

Yu­ma­ğı almış des­ti­ne
Bil­mem ki kimin kas­ti­ne
Siyah per­çem kaş üs­tü­ne
Düzek göz­le­rin sev­di­ğim

Der­di­çoğ’um çok­dan duydu
Çok­dan ter­key­le­di yurdu
En­gel­ler araya gurdu
Duzak göz­le­rin sev­di­ğim

Âşık­la­rın gü­zel­le­ri met­het­mek üzere söy­le­dik­le­ri gü­zel­le­me, Der­di­çok’un ya­şa­dı­ğı mu­hit­te de hoş kar­şı­lan­mış­tır. Dü­şü­nün bir kere: Tanır gibi bir yerde, derdi ba­şın­dan aşkın garip bir imam bir gü­ze­le koşma söy­lü­yor ve de o köyde ya­şa­ma­ya devam edi­yor.
Ara not: Söz-ko­nu­su koş­ma­nın ya­kıl­dı­ğı ge­li­nin on bir oğ­lun­dan bir to­ru­nu benim çok yakın ar­ka­da­şım­dır. Zaman zaman söz açıl­dık­ça, ‘Ar­ka­daş, benim aklım al­mı­yor. On bir oğlun ola da, elin imamı sana türkü yaka. Ve bunu da her­kes ka­bul­le­ne!?..’ der.
Her ne kadar kar­şı­sın­da­ki­le­rin de­yiş­le­ri eli­miz­de ol­ma­sa da;
Der­di­çok, başta Şey­dâi Baba olmak üzere o dev­rin âşık­la­rın­dan bir­ço­ğuy­la kar­şı­laş­mış ve on­lar­la, kimin daha yet­kin ol­du­ğu­na işa­ret eden atış­ma­lar yap­mış­tır. Bu ka­na­ate, Der­di­çok’un ver­di­ği ce­vap­lar­dan va­rı­yo­ruz.

Şi­ir­le­rin bü­tü­nü­ne bak­tı­ğı­mız­da kendi der­di­ni dil­len­dir­me­si­nin ya­nın­da, top­lum­sal ha­di­se­ler kar­şı­sın­da hak ve hu­kuk­tan yana tavır al­dı­ğı­nı gö­rü­yo­ruz.
Der­di­çok, şi­ir­le­rin­de, halk şi­iri­nin 8, 11 ve 15’li hece ka­lı­bı­nı kul­lan­mış­tır.
Ba­ba­sı Meh­med Efen­di­nin yaz­dı­ğı şi­ir­ler hak­kın­da ise, -Der­di­çok’la yap­tı­ğı atış­ma dı­şın­da- eli­miz­de ma­ale­sef fazla bilgi bu­lun­ma­mak­ta­dır.
İçinde ya­şa­dı­ğı­mız bu bâkir coğ­raf­ya; sevip de sev­di­ği­ni söy­le­ye­me­den ölüp giden âşık­la­rın ya­nı-sı­ra, şair olup da şi­iri­ni bir son­ra­ki dö­ne­me ak­ta­ra­ma­dan gö­çen­le­rin me­zar­la­rıy­la do­lu­dur.
El­bis­tan için söy­le­nen ‘Her üç ka­pı­nın iki­sin­den şair çıkar’ sö­zün­den ha­re­ket­le, ‘Her üç me­zar­dan ikisi şair me­za­rı­dır’ hük­mü­nü ver­mek bana daha ger­çek­çi ge­li­yor.
Büğet kö­yün­de bir dü­ğün­den dö­ner­ken za­tür­re­ye ya­ka­la­nan Der­di­çok, 1937 Ocak’ının ikin­ci haf­ta­sın­da Tanır’da vefat eder. Me­za­rı ikin­ci -ki altı dul ka­dın­la ev­len­miş­tir- ha­nı­mı Fatik’in ya­nın­da­dır.
‘He­pi­mi­zin derdi çok, Der­di­çok he­pi­mi­zin’. Büyük ba­lık­lar küçük gölde ya­şa­ya­maz. Sözün da­ra­sı­nı dü­şe­rek, had­de­li­si­ni söy­le­yen Ha­ya­ti Vas­fi­le­ri, Âşık Hacı Ye­ner­le­ri, Âşık Mah­zu­ni Şe­rif­le­ri, Ab­dur­ra­him Ka­ra­koç­la­rı, Ba­ha­at­tin Ka­ra­koç­la­rı, Ahmet Çı­tak­la­rı ma­hal­lî bir böl­ge­ye hap­se­decek olur­sak, ismi ge­çen­le­re zul­met­miş olu­ruz. Sa­hip­len­me­den be­nim­se­me­yi bil­me­li­yiz. Gü­zel­lik­ler pay­la­şıl­dık­ça ço­ğa­lır…

Prof. Dr. M. Fuat Köp­rü­lü; Der­di­çok hak­kın­da­ki ka­na­ati­ni ‘1937 yı­lı­nın ilk ay­la­rın­da ölen El­bis­tan­lı âşık Der­di­çok da, bazen asıl halk zev­ki­ne yak­la­şan şi­ir­le­riy­le âşık ede­bi­ya­tı­nın as­rı­mız­da­ki son de­ğer­li mü­mes­sil­le­rin­den sa­yı­la­bi­li­nir’ şek­lin­de beyan eder­ken; Arif Nihat Asya, Adana’da çı­kar­dık­la­rı Gö­rüş­ler der­gi­si­nin ilk sa­yı­sın­da ‘Der­di­çok za­ma­nın en büyük halk şa­iriy­di. De­ğe­ri Dert­li­ler­le, Gev­he­rî­ler­le, hatta Ka­ra­ca­oğ­lan­lar­la mu­ka­ye­se edi­le­bi­lecek kadar yük­sek­tir. Bu hükmü, me­su­li­ye­ti­ni kabul ede­rek ve­ri­yo­rum’ de­mek­te­dir.
Der­di­çok, oto­ri­te­le­rin­den ‘Ça­ğı­mı­zın Ka­ra­coğ­la­nı’ un­va­nı­nı ka­za­na­cak de­re­ce­de güçlü bir şair olup bir­çok şiiri şarkı ve türkü ola­rak bes­te­len­miş­tir

Ez­cüm­le, bize düşen sa­hip­len­me değil, sahip çık­ma­dır.

*

MEHMET GÖZÜKARA

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde Yayınlanan Haber,Köşe Yazısı,Fotoğraf ve Videoların Telif Hakları AFŞİN MERKEZ YAYIN GURUBU'na aittir.e-mail: afsinmedyacenter@gmail.com

fake rolex watches many types of types to satisfy the demands of unique individuality.